Kategori: Anadolu Genel Makaleleri

Adana da Adana Tarihçesi

ADANA

Akdeniz Bölgesi’nin doğusunda yer alan Adana’nın adı söylenceye göre Uranos’un oğlu Adonıs’ten gelmektedir. Hitit belgelerinde de bu yöreden “Adanİya Ülkesi” olarak söz edilmektedir. Adana yöresinin Antik Çağdaki adı olan KİLİK3A da, tarihçi Herodotos’a (MÖ 5.yy) göre FENİKE krah Agenor’un oğlu Kılık’ten kaynaklanmakladır, Adana yöresinde bilinen en eski yerleşmeler Neolitik Çağa (PREHİSTORYA), MÖ 5500lere tarih-lenmektedir. MÖ 2.binyıhn birinci yansında, Orta Anadolu’daki Hititler daha buralara kadar yayılma-dan, yörede sırasıyla Luvi, Arzava ve Kizzuvatna krallıkları egemenlik sürmüştür. MÖ 1500lerden başlayarak Adana ve çevresi güneye, Suriye’ye doğru yayılan Hitit Devletinin eline geçmiştir. HİTİT dönemi, bütün Orta Anadolu yöresi gibi, Kilikia’yı da kültür bakımından etkileyen en önemli dönemlerden biri olmuştur. Küçük el sanatlarındaki örgelerden günlük yaşamı etkileyen geleneklere kadar pek çok özellik Hiütlcr’dcn günümüze değin süregelmiştir. MÖ 1200’lerd  İmparatorluğunun çökmesinden sonra Kılikıa da Kuclcr, daha sonra da MÖ 8.yy son tandan 7.yy ortalanna değin Asurlular egemen olmuştur ASUR Devleti’nin zayıflamasıyla yerel bir krallık kurulduysa da yasa-mı kısa sürmüştür. MÖ 7.yy sonlarında doğudan yayılmaya başlayan Pereler. Kiltkia’yı kendilerine bağlı bir satraplık haline getirmişler ve bu yönetim Makedonya kralı Büyük İskender’in ihd.MÖ 336-323) Pereleri bugünkü Dörtyol yakınındaki lssos’ta yenmesine (MÖ 333) değin sürmüştür. İskender’in ölümünden sonra, onun imparatorluğunun parçalanmasıyla kurulan krallıklardan Sclcvkoslar Kllikia’yı kendine bağlamış, MÖ 2 yy dan başlayarak yöreye el atan Romalılar sonunda MÖ 12’de burayı kendi imparatorluklarına katmışlardır. MS 395’te ROMA’nin ikiye ayrılmasıyla Kılikıa da Doğu Roma’nin (BİZANS) elinde kalmıştır. 7.yy’m ilk yansında Araplar buralara kadar uzanmışlar, bölge Bizans’tan Önce EMEVİ, sonra da ABBASİ egemenliğine geçmiştir. lO.yy ortalarında Bizanslılar Kllikia’yı geri aidılarsa da, bu kez  l.yy’da Ana-dolu’ya gelip yayılmaya başlayan Türkler bu yöreyi kendilerine bağlamışlardır. 11-yy sonunda, Haçlı Seferleriyle ANADOLU SELÇUKLU egemenliği sona ermiş; o günlerde Anadolu’da Bizans’ın da güçsüz bulunmasından yararlanan Ermeniler, Kilikia’ya uzanmışlar, ancak 14.yy’m ilk yansından başlayarak Kıl i kia’ya akınlar yapan Memlûklar onları yenerek önce vergiye bağlamış. 1353’te de Türkmen aşiretlerinden Ramazan oğullarının bütün Çukurova’nın yönetimiyle görevlendirmişlerdir. Türkmen aşiretleri, daha Türkler’in Anadolu’ya ya-yılmaya başladıktan 1 l.yy’da buralara gelip yerleşmiş ve yörenin Türkleşme sinde önemli rol oynamışlardır. 1515’te Ramazanogullan kendi istekleriyle OSMANLI Devleti’ne katılınca. Yavuz Sultan Selim de (hd. 1512-20) onları bölge yönetiminin basında bırakmıştır, 16.yy’dan başlayarak Halep’e bağlı bir sancak olarak yönetilen Adana, 1867de ayn bir vilayet yapılmıştır. I.Dünya Savaşından sonra 18 Aralık 1918de Adana”yı işgal eden Fransızlar, 20 Ekim 1921′ de yapılan Ankara Antlaşması’yla çekilmişler ve 5 Ocak Adana’nın kurtuluş günü kabul edilmiştir.
Tarihsel Yafalar:


[widgetkit id=8]
[widgetkit id=14]

Merkez İlçe: Adana kentinde, Seyhan Irmağı yakınında bulunan ve çevrenin en büyük höyüğü olan Tepebağ höyüğü Neolitik Çağdan kalma izler taşır. Burası Hitit döneminde de önemli bir merkez olmuştur. Seyhan Irmağı’m bu höyüğün yakınında aşan ve bugün de kullanılmakta olan Taşköprü bir Roma yapısıdır. Seyhan Köprüsü ya da Eski Köprü adlarıyla da tanınır. Tepebag höyüğünün yamacın-da. Abbasi halifelerinden Harun Reşidin (hd.786-809) ilkçağdan kalma bir kalenin yerine 8.yy’da yaptırdığı Adana /Caferi’ni, 19.yy’da Mısır valisi Mehmed Ali Paşa yıktırmıştır. Bu kaleden günümüze yalnızca bir kuleyle sur parçalan kalmıştır. Kentteki Türk dönemi yapıtları arasında, en eskisi Akça Mescit ya da Ağca Mescidi olmak üzere Küçük Mescit, Tuz Ham, bir Roma hamamının (HAMAM) kalımdan üstüne yapılmış Irmak/Yalı Hamamı, Ulu cami yalanında, kentin günümüze kalmış en eski konut
yapısı olan Vakıf Sarayı 15,yy’ dan; Cuma Fahb Mescidi, Selçuklu, MEMLUK ve Osmanlı mimarlık öğelerinin bir arada bulunduğu ve Hasan Ketbüda/Hasan Ağa Camin, Tarsuskapu Kemeraltt Camisi, kentin en büyük camisi olan IMucami ve Medresesi y\c hemen yanındaki Ramazanoğlu Türbesi, eski bir ERMENİ kilisesinden camiye çevrilen Yağ Camisi ya da Eski Cami ve Medresesi, Kapalıçarşt adıyla anılan Bedesten, bugün yalnız kapısı ayakta kalmış Gön Ham ve Çarşı Hamamı lö.yy’dan; Hasır Pazan Mescidi, Mestanzade Camisi ve Hamamı 17.yy’dan; Alemdar Mescidi, AH Dede Mescidi, Yeni Cami. adını kubbesini örten yeşil renkli kiremitlerden alan Yeşil Mescit ve Yeni Hamam 18.yy’dan  Mem’tş Paşa Camisi, Şeyh Zil/o Mescidi, Ziya Paşa Mezon, Hükümet Alanı’ ndaki Saat Kulesi (18821 ve Askeri Rüşdiye Mektebi (b.Kız Lis., 1862) 19.yy’dan kalma bellibaşlı yapılardır. Hükümet Konağı (1900). Bölge Ziraat Okulu (1911). I.Ulu-sal Mimarlık döneminin (CUMHURİYET DÖNEMİ. Mimarlık) başanlı örneklerinden sayılan Adana Can (1917), A.Hadi BARA’nın Atatürk heykeli (1935), dik eğimli, saçaksız çatısıyla dikkati çeken İsmet inönü Kız Enstitüsü (1936), Il.Ulusal Mimarlık dönemi ürünleri olan Adana Şehir Stadyumu (1932), Seyfi ARKAN’in Belediye Oteli (1939), Kemali SÖYLEMEZOGLU, R.Erhan ve O.Tolun’un yaptığı Belediye Sarayı (1944) ve Abıdin MORTAŞ, E.TuzOner ve M.Dogu’nun yaptığı “U” planlı Adalet Sarayı (1946), Adana’da 20.yy’ın önemli kamu yapılandır
Kentteki tek müze Adana Bölge Müzesi’dir. 1924te Alyanakzadc Halil Kamil Bey taralından Camalpaşa Cami’nin medresesinde (Taşköprü) açılan bu müze. Önce Kuru köprü “deki Rum kilisesine, 1970’te de bugünkü yapısına taşınmıştır. Çoğunlukla kazılardan çıkan yapıtların sergilendiği müzenin, değişik konularda 2280 cilt kitap ve 449 ciltlik Şer’i Mahkeme sicilleri koleksiyonunu içeren bir de kütüphanesi bulunmaktadır.

Adana’nın doğusunda, Ceyhan Irmağı kıyısında, bugünkü Yakapınar’da bulunan ve MİSİS adıyla ta-nınan Mopsuestıa yerleşmesinin tarihi Hititler c değin uzanır. Burada yapılan kazılarda ortaya çıka-rılan döşeme mozaiklerini oldukları yerde sergilemek için 1959’da bir Mozaik Müzesi kurulmuştur.
Bahçe ilçesi içindeki önemli mimarlık yapıtları; bir 15.yy Dulkadıroglu camisinin yerine 19yy’da yapılmış olan Ağcabey Camisi’ylc (minaresi eski camiden kalmadır) gene 19.yy’da yapılmış Ağcabey Kumberi’dir. İlçe sınırları içinde Hacılar köyündeki Gindaurus kenti yıkıntıları Hitit döneminden kalmadır. Bunun kuzeydoğusunda gene bir Hitit yapısı olan Semai Kalesinin kalıntıları vardır. Haruniye bucağı yakınında 8.yy ‘da Harun Reşid’in komutanlarından bilinin yaptırdığı Haruniye Kalesi’nin yıkıntılanyla Kurtlar köyünde ortaçağdan kalma Kurtlar Kalesi, Bahçe sınırlan içindeki öteki tarihsel yapıtlardır.
Ceyhan ilçesinde Abdülkadir Ağa Camisi adıyla da anılan ulu cami bir 19.yy yapısıdır. İlçenin güneydoğusuna düşen Sirkeli köyünde Hititler’den kalma Sirkeli höyüğü yer alır. Adana bölgesindekilerin en büyüklerinden biri olan bu höyüğün kuzey yamacındaki kayalarda bir Hitit kabartması yer almaktadır. HİYEROGLİF yazıta göre tören giysileri içinde betimlenmiş kralın adı Muvataıli’dir. Kurtkulagı köyü önemli tarihsel yapıtların bulunduğu bir yerdir. Köy yakınında. Asurlular’dan kalma Kazankaya Kalesi Roma dönemi kalıntılarını da içerir. Köyle aynı adı taşıyan cami ve Selçuklu KERVAN SARAY’lanna benzetilerek yapılmış kervansaray 17.yy yapılandır. Ceyhan ilçesinin batısında, halk arasında Şabmaran Kalesi adıyla da anılan Yılanlı Kale Bizans döneminden kalma, sağlam durumda bir yapıdır. Havraniye köyündeki Havraniye Kervansarayı eski bir Selçuklu kervansarayının yerine 17.yy’da, Durhasan köyündeki Dıırbasan Dede Türbesi de 18.yy’da yapılmıştır. Bu ilçedeki başka bir tarihsel yapı da Dumlu köyü yakınında, köyle aynı adı taşıyan kaledir.

Peke ilçesinin kuzeydoğusuna düsen Feke Kalesi 12.yy’dan kalma, Bizanslılar’ca mı, Selçuklular’ca mı yaptırıldığı kesinlikle bilinmeyen bir kaledir.
Kadirli ilçesi içindeki bellibaşlı tarihsel yapılar, bir Roma tapınağıyken önce Bizanslılar’ın kiliseye, 15.yy’da da Türkler’in camiye çevirdiği Ala Cami’yle, 19.yy’da yapılmış, bugün yıkık durumdaki Hamidiye Camisi’dir. İlçe içinde ve çevresinde kalıntılarına rastlanan, ancak araştırılmamış olan antik Flaviopolis kenti, MS 74’te İmparator Vespasinus (hd.69-79) tarafından kurulmuştur. Öte yandan ilçe sınırları içindeki en Önemli kalıntı. Aslantaş köyü yakınında, surlarla çevrili bir GEÇ HİTİT yerleşmesi olan KARATEPE’dir. Burada 1946’dan beri sürdürülen kazılarda önemli yapı kalıntıları ve değerli duvar kabartmaları ortaya çıkartıldığı gibi, Hitit hiyeroglif yazısının çözülmesini sağlayan bulgular da ele geçirilmiştir. Karatepe’de bugün bir de açık hava müzesi oluşturulmuştur. Karatepe Ulusal Parkı sınırlan içinde kalan Kum Kalesi, ortaçağda Haçlılar’ca yapılmış, günümüze sağlam olarak ulaşmıştır. Kadirlinin doğusuna düşen DOMUZ-TEPE, MÖ 11. yy’dan kalma bir Hitit kalesi, ilçenin kuzeydoğusundaki Cem Kalesiyse bir Roma yapısıdır. Karaisalı ilçesinin sınırlan içindeki Milvan Kalesi. Karakılıç köyü yakınında, yıkık durumda bir ortaçağ yapısıdır.
Karataş ilçesinin hemen batısında, deniz kıyısında yer alan Magarsos (Megarsus) kentinin bilinen tarihi MÖ 1000’lere değin uzanır. Asya seferine giderken Büyük İskender’in buradan geçtiği ve Atbena Tapmağı* nda kurbanlar kestirdiği söylenir. İlçedeki Karatoş Hanı lS.yy’da yapılmış bir Osmanlı menzil hanıdır (HAN).

Kozan’da 15.yy’da Memlûk etkileri taşıyan Hoş kadem  Comtri’yle hemen yanındaki 17,yy’dan kalma Arasta, ilçe içindeki önemli tarihsel yapılan oluşturur. İlçenin hemen batısındaki Kozan ya da Sis Kalesi Asurluİar’ca yapılmış. Roma döneminde de kullanılmıştır Kalenin eteklerinde Pelesek Manastın dinsel bakımdan Ermenilerce önem taşımaktadır. Hamam köy yakınındaki ortaçağdan kalma Bucak Kalesi ve Kaysen’ye giden eski kervan yolu üzerinde, hem Selçuklu hem de Osmanlı öğeleri taşıyan, bugün yıkık durumdaki Soluhan Kervansarayı Kozan ilçesindeki öteki mimarlık yapıtlarıdır. Ayrıca ilçenin 28km güneyinde Dılekkaya köyü yakınında da Asurluİar’ca kurulmuş ANAZARBUS kenti bulunmaktadır.
Osmaniye ilçesinde, Bahçe köyü yakınındaki Hieropolis yerleşme merkezinin kuruluşu Hititlere değin giderse de daha çok Roma dönemi kalıntıları ele geçmiştir. Kentin Bizans dönemindeki adı Kasta bala olduğundan kaynaklarda “Hieropolıs Kastabala” adıyla geçmektedir. Toprak kale bucağında, yığma bir tepe üstünde yer alan Toprakkale bir Hitit yerleşmesidir; Asur, Helenistik, Roma, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de kullanılmıştır. Osmaniye’nin kuzeybatısındaki Hemite köyünde, Ceyhan İrmağı kıyısında bulunan Hemite Kalesi hem Roma hem de Bizans dönemi kalıntılarım içerir. Burada bir de Hitit kaya kabartması vardır. Çardak köyü yakınındaki ortaçağdan kalma Frenk/Çardak Kalesi ve Kaypak (Serdar) bucağı yakınında, Kaypak Çayı kıyısında bugün oldukça sağlam durumdaki Savranda/Kaypak Kalesi, ilçedeki öteki kalelerdir. Pozantı ilçesi sınırlan içindeki Annosa Kalesi, Gölek Boğazı’nm girişinde bir ortaçağ yapısıdır. Gene Gülek Bogazı’yla Tekir Yaylası arasında yer alan

 


Hangi Kursları Katılabilirsiniz
Gurur Tablolarımız İnceleyiniz
Kurs Saatini ve Fiyatlarını Görmek İçin Tıklayınız
Öğrenci Çalışmaları Görmek İçin Tıklayınız
Anadolu Sanat Marketi Görmek İçin Tıklayınız


VideoDerslerVideo Dersler İzle

KarakalemBoyamaKarakalemBoyamaKuruBoyaKuruBoyaSuluBoyaDersleriSuluBoyaPastelBoyaPastelBoyaYagliBoyaYagliBoyaPerspektifCizimleriPerspektifDijitalBoyamalarDijital

Thumbnail image

İletişim Bilgileri:


0322 459 37 37
0532 165 2 000
0545 200 222 0
0505 296 21 96
Merkez: Çınarlı Mah. 61014 Sok. No: 4 Arzu Apt. Zemin Kat: 2 Seyhan / ADANA 0322 459 37 37
Atölye: Döşeme Mah.60025 Sok. No: 24 Seyhan / ADANA 0322 431 11 54


 

Adana da Ağaç Baskı Nedir

AĞAÇ BASKI
Ing. woodcut, veood engraving, Fr.gravüre sur bois, bo-is de fil, bois de bout, Alm.Holzschnitt. Bir “yüksek baskı” tekniği (ÖZGÜN BASKI). Sert ya da yumuşak dokulu bir ağaçtan enine (İng.ıvood engraving, Fr.bois de bout) ya da boyuna (İng.woodcut, Fr.bois de fil) kesilen bir blok üstüne oyularak hazırlanan desen kağıda basılır. Ağaç baskıda renkli basım elde etmek istendiğinde her renk için ayrı bir blok oyulur ve aynı kağıda üst üste basılır. Boyuna ve enine ağaç baskı yöntemleri bazı örneklerde birbirlerinden ayırt edilemeyecek kadar benzerlik gösterdiğinden Fransızlar her ikisini de gravüre sur bois olarak adlandırmıştır.
Boyuna kesme yönteminde desen önce ağaç bloğun düzgün yüzeyi üstüne çizilir, sonra bu çizgiler bir bıçak ya da oluklu marangoz kalemiyle oyularak desenin kabarık olarak ortaya çıkması sağlanır. Yüksek kalan bölümlere mürekkep sürülerek baskı gerçekleştirilir, Tüm yumuşak ağaçlar bu tür oymaya elverişli olmakla birlikte en yaygın kullanılanla-n armut, kiraz ve çınardır. Bu tür agaç baskıların en tipik özelliği, ağacın doğasından ve oyma aletlerinin basitliğinden kaynaklanan yalınlık, kabalık ve çizgilerin sertliğidir. Çizgiler ağaç blok üstüne keskin bir bıçakla lifleri boydan boya keserek güçlükle oyuldugundan köşelidir. Desense bu çalışma güçlüğünden ötürü genellikle basit tutulmuştur. Bu tür ağaç baskının ilk örnekleri MS 5.yy’da Ortadoğu’da ve ÇİN’de DOKUMA üstünde görülür. Kâğıt üstüne en erken uygulamaya ise MS 868’de Çin’de Jingang fing adıyla basılan Vacraççedika Sutra (Elmas Sutra) adlı BUDACI bir kitapta rastlanmıştır. Ağaç baskı. Batıda da ilk kez 14.yy başlarında dokuma üstüne uygulanmış, yüzyılın sonuna doğru kâğıdın üretilmesiyle 15.yy in başlarında Bavyera, Bohemya ve Avusturya’da oyun kartları, kitap resimleri ve dinsel resimler bu yöntemle basılmıştır. Kısa sürede Hollanda ve İtalya’da da yaygınlık kazanan teknik, izleyen yüzyıl içinde halı bir gelişme göstermiş ve İö.yy’da DÜRER, CRANACH ve HOLBEIN gibi sanatçıların yapıtlarıyla altın çağını yaşamıştır. 17.yy’da da yaygın kullanımı olan bu teknik 18.yy’da daha kolay bir yöntem olan enine kesilmiş ağaç baskının geliştirilmesiyle gözden düşmüştür. Ancak 20.yy başlarında GAU-GUIN. MUNCH ve VALLOTTON ağacın yüzey niteliklerini zorlayarak çeşitli yöntemler uygulamış ve üst düzeyde baskılar elde etmişlerdir. Daha sonraları Fransa’da DERAIN ve DUFY, Almanya’daysa Die BRÜCKE sanatçılanndan KIRCHNER’le Der BLAUE REITER’den MARC, Dışavurumcu nitelikte (DIŞAVURUMCULUK) güçlü özgün baskılar üretmişlerdir.


[widgetkit id=8]
[widgetkit id=14]

Şimşir, gürgen, meşe ve karaağaç gibi sert ağaçların kullanılabildiği enine kesme yöntemindeyse çizim blok üstüne tığ kalemle oyulur. Bu yöntemde de oyulan çizgilere mürekkep sürülmez. Ancak ağacın sertliğinden ve lifleri kesme zorunluluğu olmadığından çizgiler daha yumuşak, sürekli ve kesin, desenlerse daha karmaşık ve hacimseldir. Dolayısıyla bu yöntemle daha doğalcı ve özgün çizime uygun örnekler üretilebilmektedir. Enine kesilmiş agaç baskının en önemli ustası İngiliz metal oyma sanatçısı Thomas Bevvick’tir (1755–1828). Sanatçı, History of British Birds (1797, 1804; İngiliz Kuşlarının Tarihi) adlı kitapta bu teknikle birçok kuş resmi yapmış; şair ve sanatçı BLAKE de bu alanda özgün yapıtlar üretmiştir. 19.yy’da gelişen uzmanlaşma eğilimiyle işbölümü yapılmış; John Tenniel (1820–1914), Charles Samuel Keene (1823–91), Adolf Menzel (1815–1905) ve Gustave Dore (1832-83) gibi sanatçılar desenlerini agaç blok üstü- ne kurşunkalemle çizmiş, oyma ustaları da bu de¬senleri oymuşlardır. Bu dönemde birçok kitap, dergi hatta gazete bu yöntemle resimlenmiştir. 1870 öncesinde fotoğraf, ağaç blok yüzeyine basılırken, 1880’lerde mekanik yöntemle (FOTOGRAVÜR) daha ucuz ve kusursuz baskılar elde edilince ağaç baskı gözden düşmüştür. Amerikalı Timothy Cole (1852–1931) ünlü tablolardan ürettiği baskılarla bu tekniğin son önemli ustası sayılır. 1920’lerde ağaç baskının yeniden canlandığı görülür. Birçok sanatçı Bewick’in yöntemini inceleyip kendi özgün baskılannı ya da kitap resimlerini bu yolla basmaya başlamıştır.

 

 


Hangi Kursları Katılabilirsiniz
Gurur Tablolarımız İnceleyiniz
Kurs Saatini ve Fiyatlarını Görmek İçin Tıklayınız
Öğrenci Çalışmaları Görmek İçin Tıklayınız
Anadolu Sanat Marketi Görmek İçin Tıklayınız


VideoDerslerVideo Dersler İzle

KarakalemBoyamaKarakalemBoyamaKuruBoyaKuruBoyaSuluBoyaDersleriSuluBoyaPastelBoyaPastelBoyaYagliBoyaYagliBoyaPerspektifCizimleriPerspektifDijitalBoyamalarDijital

Thumbnail image

İletişim Bilgileri:


0322 459 37 37
0532 165 2 000
0545 200 222 0
0505 296 21 96
Merkez: Çınarlı Mah. 61014 Sok. No: 4 Arzu Apt. Zemin Kat: 2 Seyhan / ADANA 0322 459 37 37
Atölye: Döşeme Mah.60025 Sok. No: 24 Seyhan / ADANA 0322 431 11 54


 

Adana da Resim Yaparken Hangi Malzemeler Kullanılır?

Thumbnail image

RESİM MALZEMELERİ

Airbrush
Mürekkeple dolu bir kalemin, hava üfleyen bir motora bağlanmasıyla elde edilmiş bir makinedir. Hava kalemin içine üflenir ve mürekkep bu sayede resim yüzeyine püskürtülür. Havanın püskürtme gücünü değiştirerek airbrush’tan farklı etkiler elde edilebilir. Daha çok grafik sanatçıları tarafından tercih edilmesinin sebebi, iki rengi birbirlerinin içinde yumuşak bir şekilde eriterek renkten renge geçiş sağlayabilmesidir. Ayrıca fotoğraf üzerindeki yanlışlıkları düzeltmek ya da küçük ayrıntılarla oynamak için de kullanılır.

Akrilik boyalar
Plastikten yapılmışlardır ve biraz parlaktırlar; esnek olma özellikleri kuruduktan sonra da devam eder. Yağlı boyalardan farklı olarak akrilik boyalar suda çözülme özelliğine sahiptirler. Bu özellikleri sayesinde bir hayli inceltilebilirler, öyle ki sulu boyalara benzemeye başlarlar. Kalın boya katmanlarına da olanak tanrılar. Peter Blake ve Lichtenstein gibi popüler sanatçılar akrilik boyaları kullanmışlardır.


[widgetkit id=8]
[widgetkit id=14]

Arap Zamkı
Afrika, Asya ve Avustralya’da yetişen akasya (Acacia) cinsi çeşitli ağaçlardan elde edilen zamk. Sulu boyalarda ve zamklı (yumurtalı yerine) tempera tekniğinde, ayrıca seramikte bağlayıcı olarak kullanılır. Arap zamkı, suda çözülebilen zamklar arasında en yaygın kullanılan zamktır; katı, toz ve sıvı olarak sağlanabilir.

Astar
Çizim ya da resmin yapılacağı yüzeye temel dokusunu verir. Astar resim yapılmadan önce zemine uygulanan yüzey tabakasıdır. Astarlar, çok çeşitli nedenlerle kullanılabilmektedir; en yaygın neden, uygun bir resim yüzeyi oluşturabilmek. Örneğin pürüzsüz bir yüzeye doku eklemek için ya da zemini daha az emici kılmak ve renklerin parlaklığını arttırmak için kullanılabilirler.

Çini Mürekkebi
Kimi zaman Hint mürekkebi olarak da adlandırılan, desen için kullanılan siyah renkli mürekkeptir. İki farklı şekilde satılmaktadır: kullanılmadan önce ıslatılarak nemlendirilmesi gereken çubuklar halinde, ya da aynı pigmentin önceden ıslatılarak (genellikle suyla) içine yapışkan katılmış şişelerde saklanan sıvı halde bulunur. Çini mürekkebi bundan 2000 yıl önce Mısır ve Çin’de kullanılmaya başlanmıştır. Kalıcılığı ve kapatıcı kıvamı sayesinde hala kullanılmaktadır.

Flüoresan boyalar
Gerçekte gün ışığı flüoresan boyaları olarak tanımlanan bu boyalar, parlak, gösterişli bir etki yaratan çok yoğun renklerdir. İlk kez yirminci yüzyılın ortalarında kullanılmaya başlanmış ve 1960’larda Op Sanat akımının üyesi Frank Stella (d. 1936) tarafından şaşırtıcı etkiler yaratmak için kullanılmıştır (bkz: Temel Bilgiler: Renk, sayfa 246). Bu boyaların kimyasal yapısı, diğer iki parlak maddeyle aynıdır: yol işaretlerinde kullanılan flüoresan malzemeler ve karanlıkta parlayan fosforlu boyalar.

Germe tahtası
Bu genellikle çevresine tuvalin takılıp gerildiği dikdörtgen şeklinde bir tahta çerçeveden oluşur. Germe tahtalarının kenarları yaklaşık 4.5cm olur ve birbirlerine geçecek şekilde hazırlanmıştır. Farklı boyutlara sahiptir. Germe tahtaları sulu boya kâğıtlarının buruşmaması için sık sık kullanılır.

Grafik kalemleri
“Guaş” diye de bilinen grafik boyaları, kâğıt, karton ve ipeğe uygulanmak için sulandırılması gereken geçirgen olmayan bir sulu boya türüdür. Bu boyaların başlıca avantajı son derece çabuk kurumaları ve geriye, fırça izlerinin belli olmadığı mat bir görüntü bırakmalarıdır. Ucuz ve kolay bulunur olan grafik boyalar, yağlı boya ve akrilik resme hazırlık çalışmalarında çok faydalıdır.

Guaş boya
Opak (saydam olmayan) sulu boyalardır. Sıradan sulu boyalar kâğıdın lifleri arasında kaybolur, hâlbuki guaş boyalar yüzey üzerinde boya katmanı bırakırlar. Mat bir biçimde kurur ve kapatıcı güçleri vardır. Tebeşir yâda diğer pigmentler eklenerek, opak olarak hazırlanıştır. Beyaz rengin kullanımının yarattığı parlaklık, Paul Klee ( 1879 – 1940 ) ve George Rouault ( 1871 – 1958 ) gibi sanatçılar tarafından çokça kullanılmıştır.

Hamur silgi
Kurşun kalem ve benzeri malzemelerle gerçekleştirilen kalem darbelerini yumuşatmak ya da yok etmek amacıyla kullanılır. Yaygın olarak kullanılan plastik temelli silgilerden farkı, oyun hamurlarına benzer bir yapıya sahip olup, silgi artığı bırakmadan silme işlemini gerçekleştirmesidir.

İnceltici
Yağlı boyalar ve yağlı pasteller çok yoğun boyalardır bu yüzden kullanılmadan önce inceltmek gerekir. Ressamlar tarafından kullanılan iki inceltici terebentin ve beyaz ispirtodur. Beyaz ispirto, vernik ve boyalar için üretilen bir malzemedir. Terebentinden daha az yapışkan olduğundan ve onun kadar güçlü bir kokusu olmadığından ressamlar tarafından tercih edilir.

Kara kalem
Yakılarak kömür haline getirilmiş söğüt ya da asma dallarından üretilebilir. Çok yönlü bir çizim malzemesidir, ancak kirli olabilir. Kurşun kalem, bu maddenin sıkıştırılmış ve ahşapla çerçevelenmiş halidir; bunun yapılmasının avantajı, ellerinizin kirlenmesini önlemesidir. Aynı zamanda, kalem kömür çubuktan farklı olarak, baskı uygulandığında kolayca kırılmayacaktır. Kara kalemler koyu siyahın güçlü, karanlık ya da çok ince çizgilerinden, grilere kadar bir dizi ton zenginliğine olanak tanırlar.

Keten
Tuvallerin çoğunun ana malzemesi olan kumaş, keten bitkisinin liflerinden elde edilir. Keten lifi en eski tekstil malzemelerindendir. Keten bitkisi, sıkılarak yağ elde edilen tohumu ve iplik ve kumaşı elde edilen lifleri için üretilir. Keten yüksek bir dayanıklılığa sahiptir. Tuval için en uygun keten İrlanda ve Belçika’da üretilir. Ketenin “duck” diye adlandırılan kaba dokulu bir cinsi daha vardır, bu tür ismini Flemenkçe’de “giysi” anlamına gelen “doek” kelimesinden almıştır. Duck güçlü, dayanıklı ve basitçe dokunmuş tuval bezinden daha hafif bir kumaştır.

Kurşun Kalem
Karbonun grimsi siyah biçimi olan kurşun kalemin kaygan bir dokusu vardır ve siyah bir iz yapar. Grafit minerali olarak da adlandırılır. İlk olarak 1664’te İngiltere, Lake District’teki Borrowdale kentinde çıkarılmış ve bir çubuğun ucuna sabitlenmiş küçük topaklar halinde yazım malzemesi olarak kullanılmıştır. 18. yüzyılda grafit adını almıştır; ancak önceleri ‘kara kurşun’ olarak biliniyordu. Sonrasında grafit kalem, hatalı bir şekilde kurşun kalem olarak adlandırılmıştır. Kalem yapmak için gereken grafit ve kalay karışımı, 1795’te birbirlerinden bağımsız olarak hem Fransa’da Conté tarafından (sola bakın) hem de Avusturya’da Joseph Hardmuth tarafından bulunmuştur.

Kuru pastel (conté pastel)
Adını 18. yüzyılda bu malzemeyi bulan Fransız bilim adamı Nicholas-Jacques Conté’den (1755–1805) alan çizim malzemesi. Kuru pasteller, farklı sertlik düzeyleri elde etmek için çeşitlendirilebilen kurşun ve kalay karışımından yapılır. Kuru pasteller tebeşire benzer ancak biraz daha kaygan yapıdadır ve bu sayede daha az ufalanır. Genellikle sıcak kırmızı, kahverengi ve siyah renklerde üretilir ve bu renklerin herhangi bir bileşiminde çizim yapma malzemesi olarak kullanılır. Gençliğinden portre ressamı olarak çalışan Conté, modern kurşun kalemin de mucididir.

Liquin
Bu yoğun karışım, yağlı boyalarla birlikte kullanılır. Yağlı boyalar çok yavaş kurular. Liquin daha hızlı kurumalarını sağlar. Boyaya biraz daha hacim verir. Saydam bir maddedir. Boyayı kalınlaştırmaz veya donuklaştırmaz. Ama yapısını biraz bozabilir.

Neft yağı
Yağ suyla karışmaz, bu da yağlı boyaların suyla çözülemeyeceği anlamına gelir (bazı çok özel modern malzemeler dışında). Neft yağı, yağlı boyaları inceltmek ve daha yumuşak huylu bir hale getirmek ya da kısmen kurumuş yağları reaktife etmek için kullanılır. Neft yağı iki şekilde satılır; doğal ve yapay. Doğal neft yağı ağaçların özsularından çıkarılır ve temas ettiği boya, tuval vb. malzemeler üzerinde uzun süreli bir etki yarattığı bilinmektedir. Yapay neft yağı ise daha ucuzdur ve fırçaların temizlenmesi için daha uygundur.

Palet
Üzerinde ressamın renklerini ayarladığı ve karıştırıldığı ince, genellikle oval veya dikdörtgen şekilli tahta. Eskiden hafif ağaçlardan üretilen paletler günümüzde alüminyum, plastik hatta kâğıt gibi maddelerden de üretilmektedir.

Pastel kâğıtları
Pastel balmumu ve tebeşirden oluşan bir malzemedir. Bu malzemenin yüzeye yapışması için kâğıdın oldukça engebeli yani dokulu ve grenli (zerrecikli) olması gerekir. Böylece balmumu ve tebeşir kâğıda yapışır ve güçlü bir etki sağlar. Pastel kâğıtları beyazdan pembeye, eflatundan siyaha birçok farklı renktedirler. Bu sayede tamamlanmış resimlerde birbirinden farklı etkiler elde edilebilir.

Pigment
Bir boyanın rengini veren maddedir ve toz halindedir. Pigmentlerin çoğunun sentetikleri üretiliyor olsa da geçmişte bitki, hayvan ve mineral kaynaklarının karışımından elde edilmekteydiler. Pigmentler, “toprak renkleri” denilen renkli minerallerin geliştirilmesiyle hazırlanırlardı (Bakınız: Renkler ve Kompozisyonlar, sayfa 170–171). Sanatçılar pigmentleri önce ezerek inceltirler. Tel kevgirden geçecek incelikte olmaları makbuldür. Pigmentlerin kimyasal tepkimeye yol açmayacak bir yapıda olmaları gerekir. Diğer pigmentler ya da sıvılarla kullanıldıklarında beklenmeyen ya da tehlikeli reaksiyonlar meydana getirmemeleri gereklidir.

Renkli mürekkep
İki farklı çeşit mürekkep vardır: Suda çözülen ve suda çözülmeyen. Suda çözülen mürekkep eğer kuruduğunda tekrar sulandırılarak eski haline geri döner. Suda çözülmeyen (waterproof) mürekkep ise böyle değildir. Bu sebeple, suda çözülmeyen mürekkep çizgi çekmek ya da zemine genel ton atmak için daha uygundur. Çünkü üzerine gelen diğer katmanın etkisiyle etkisini kaybetmez, ya da diğer tonla birleşmez. Her iki mürekkepte genellikle su bazlıdır. Birçok farklı fırça ya da kalem ucuyla kullanılabilir.

Resim Kâğıdı
Güçlü beyaz ve donuk renklidirler. Benzerleri eski zamanlarda dinamit sarmak ve fişek üretmek için kullanılıyordu.

Rezistans
Tuval, kâğıt, kumaş gibi herhangi bir yüzeyin üstünü kaplamak için kullanılan maddelere verilen genel addır. Balmumu, cila, vernik, baskıda kullanılan asitin yüzeyi bozmaması için başvurulan önde gelen rezistanslardandır. Maskeleme sıvısı açık renk kalması gereken alanlara boya bulaşmaması için kullanılır. Balmumu kalemler ise aynı amaç için sulu boyalarla birlikte kullanılır.

Sangen
Kan kırmızısı, kırmızımsı veya ten rengi tebeşir veya kuru pastel ya da bu renkle yapılan çizime verilen isim. Pigmenti, genelde demir oksidin bir biçimini içeren tebeşir veya kalaydır. Sangen, kuru pastellerin (sola bakın) başlıca rengidir ve ‘kırmızı tebeşir’ olarak da adlandırılır. Leonardo da Vinci, Michelangelo, Raphael ve Andrea del Sarto gibi 15. ve 16. yüzyıl sanatçıları tarafından yaygın olarak kullanılmıştır. Bu renk, hacim ve atmosfer etkileri yaratmak için özellikle kullanışlıdır.

Seramik fırını
Çömlek ve tuğlaları pişirmek için kullanılan fırın. Bu fırınlar genellikle tuğla ve taşla çevrilir ve gaz, akaryakıt ya da elektrikle çalıştırılabilir. Öte yandan bazı çömlekçi ve heykeltıraşlar elektrikle ısıtılan fırınların fazla hızlı ısındığını ve en iyi etkinin elde edilemediğini belirtirler. Başlıca iki tür seramik fırını vardır. Kireç ocaklarında malzemeler ısı kaynağıyla doğrudan temas halindedirler; tuğla ve çömlek fırınlarında ise malzemeler alttan ısıtılıp pişirilir. Fırının iç ısısı, aşırı sıcaklıklara dayanıklı bir tür termometre olan Pirometre ile veya belirli bir sıcaklıkta eriyen pirometrik kil konileriyle ölçülür.

Sıcak baskılı kağıtlar
Sıcak baskı uygulanmış kağıtlardır. Tıpkı çamaşırlarınızı sıcak ütüyle ütülemeniz gibi kâğıtlarda sıcak preslerden geçirilerek düzleştirilir. Detaylı desen çalışmaları, illüstrasyonlar ve mürekkep çalışmaları için uygundurlar.

Soğuk baskılı kağıtlar (cold press paper)
Sıcak baskı uygulanmamış kağıtlara verilen isimdir. Kâğıt yüzeyi grenli (dokulu) olduğu için pastel, yağlı boya ya da kara kalem gibi birbirinden farklı bir çok boyama çeşidinde kullanılabilirler. Daha çok peyzaj ve deniz konulu açık alan resimleri için uygundur. Üzerindeki dokular sebebiyle resimler seyredenlerde derinlik ve gerçeklik etkisi uyandırır.

Suda çözülen grafit kalemler
Bu kalemlerin baş bölümlerinde suda çözülebilen bir madde bulunmaktadır. Bilinen grafit kalemlerden daha farklı ve etkin koyuluklar elde edilebilir. Bu kalemler desen çalışmak ve gölge vermek için kullanıldıkları gibi, bir fırça yardımıyla su ile üzerlerinden geçildiği takdirde tonların değerlerin de yoğunlaşacaktır.

Sulu boya
Su ile inceltilen, kapatıcı özelliği olmayan boyalardır. Kağıt üzerine uygulanırlar.

Suyla çözülen renkli kalemler
Suyla çözülen renkli kalemler, kullanılması heyecan veren resim malzemeleridir. Sıradan renkli kalemlerin kullanıldığı her yer ve şekilde kullanılabildikleri gibi suyla harmanlanarak resme bir suluboya çalışması görünümü vermek için de kullanılabilirler. Bu kalemlerle çizilmiş bulunan alanlar üzerinden sulu bir fırçayla geçildiğinde, eğer yeterli pigment varsa rengin sulu hali elde edilmişi olacaktır. Su, kâğıdın üzerine, zemini nemlendirmek için uygulanıp ardından bu yüzey üzerinde kalemle çalışılmaya devam edilebilir. Farklı bir alternatif olanaksa, kalem suyun içine batırılıp çalışılarak bir dizi yumuşak, silik ve karışmış renk blokları elde edilebilir. Suyla çözülebilen kalemler ve pastellerin her ikisi de çok kullanışlı malzemeler olup aynı amaç için kullanılabilirler.

Tebeşir
Doğal yolla oluşmuş yumuşak taştan meydana gelen çizim materyalidir. Üç ana çeşidi siyah tebeşir (karbon orijinli şistten elde edilir), kırmızı tebeşir (kırmızı topraktan yapılır ve kan kırmızısı olarak da adlandırılır) ve beyaz tebeşirdir (kireç taşından elde edilir). Tebeşir tarih öncesi zamandan itibaren çizimlerde kullanılır. Leonardo Da Vinci (1452-1519) gibi sanatçılar tarafından on beşinci yüzyılda kullanıldı ve spontane çizimlerde tercih edilen en popüler malzeme olarak kaldı. Mum boya ve pastel boyanın tersine, çizim yapmak için tebeşirde herhangi bir üretim sürecine ihtiyaç duyulmaz.

Toz pastel
Kâğıt ve karton üzerine uygulanan, renk geçişlerini kolayca gerçekleştirilen, yüzeye kolaylıkla yayılan boyalardır.

Yağlı boya
Terebentin ile inceltilen, kapatıcı boyalardır. Farklı yağlarla karıştırılarak akışkanlıkları değiştirilebilir. Geç kuruma özelliğine sahiptir. Uzun süreli çalışmalar için uygundurlar.

Yağlı kalem
Bu malzeme kurşun veya tükenmez kalem gibi normal kalemlerle çizilemeyen seramik cam ve diğer yüzeylerde kullanılır. Etrafları kâğıt veya tahta ile çevrilidir.

Yağlı pastel
Toz pastele oranla daha kapatıcı, terebentin ya da resim yağıyla inceltilerek akışkan hale getirilebilen boyalardır. Toz pastel gibi kolayca resim yüzeyine yayılmazlar.

 


Hangi Kursları Katılabilirsiniz
Gurur Tablolarımız İnceleyiniz
Kurs Saatini ve Fiyatlarını Görmek İçin Tıklayınız
Öğrenci Çalışmaları Görmek İçin Tıklayınız
Anadolu Sanat Marketi Görmek İçin Tıklayınız


VideoDerslerVideo Dersler İzle

KarakalemBoyamaKarakalemBoyamaKuruBoyaKuruBoyaSuluBoyaDersleriSuluBoyaPastelBoyaPastelBoyaYagliBoyaYagliBoyaPerspektifCizimleriPerspektifDijitalBoyamalarDijital

Thumbnail image

İletişim Bilgileri:


0322 459 37 37
0532 165 2 000
0545 200 222 0
0505 296 21 96
Merkez: Çınarlı Mah. 61014 Sok. No: 4 Arzu Apt. Zemin Kat: 2 Seyhan / ADANA 0322 459 37 37
Atölye: Döşeme Mah.60025 Sok. No: 24 Seyhan / ADANA 0322 431 11 54


 

 

Adana da Sulu Boya Resim Nasil Yapilir

Thumbnail image

SULUBOYA RESİM TEKNİĞİ
Sulu boyalar, su ile karıştırıp çalışıldığı için bu ad verilmiştir. Bu boyalarla yapılan resimlerin kendine özgü tekniği vardır. Boyanın yapısının da etkilediği özellikler şunlardır; Sulu boya şeffaf olduğu için, boyanın altında kalan kurşun kalem izleri dahi gözükür. Yan yana sürülen iki renk, suyun yardımı ile kaynaşır. Böylece renkler arasında hoş bir pasaj(geçitler) elde edilir. Çalışırken renklerin açıktan koyuya olan değerleri, boyanın istenilen derecede sulandırılması ile sağlanır. Beyaz boya guaş resimde kullanılır. Sulu boyada ise kâğıdın beyazlığından yararlanılması resme güzellik veren teknik özelliklerden biridir.

SULUBOYA: Piyasada kutular içerisinde kuru ve yaş olarak satılır. Kuru olanlar, her renk ayrı ayrı kalıplara dökülmüş biçimdedir. Yaş olanlar da havası alınmış tüpler içerisinde bulunur. Alırken kolay ve çabuk eriyenler tercih edilmelidir. Çünkü sulu boya resim, diğer tekniklere göre daha çabuk çalışmayı gerektirir.

KÂĞIT: Sulu boya ile resim yapılacak kâğıt kalın, sert ve pütürlü olmalıdır. İnce ve yumuşak olan kâğıtlar ıslandığı zaman kabarır ve dalgalanır. Pütürlü kâğıtlarda ise fırçanın kâğıt üzerinde boyayamadığı ufak beyaz çukurlar, resme daha şeffaf ve canlı hava verir.

RESİM ALTLIĞI: Çalışma sırasında resim kâğıdı, bir altlık üzerine tespit edilir. Altlık resim yapacağımız kâğıdın ölçüsünden biraz büyük, taşınması kolay, sert ve düzgün malzemeden olmalıdır. Bu malzeme tahtadan olabileceği gibi, çok kalın mukavva, duralit veya sunta da olabilir. Resim kâğıdı altlık üzerine kıskaç veya yapışkan bantlarla dört köşesinden iyice tutturulmalıdır.


[widgetkit id=8]
[widgetkit id=14]

FIRÇALAR:Sulu boya çalışmalar için en uygun fırçalar, samur kılından yapılanlardır. Bu çeşit fırçalar su ile ıslandığında kılları toplanır ve ucu sivrileşir. Sivrilen ucu ile ince çizgiler çizilebileceği gibi, kâğıt üzerine fırçayı bastırarak çalıştığımızda da geniş yüzeyleri boyayabiliriz. Sulu boya çalışmalarında biri ince, biri kalın olmak üzere iki samur fırça kullanmak çok yararlıdır. İşi biten fırçayı yıkayıp kuruladıktan sonra  düzgün kalacak şekilde saklamalıdır. Kılları üzerinde uzun süre duran fırçalar bükülür ve düzelmesi bir hayli zor olur. Ucu bükülen fırçaları su buharına tutarak düzeltmek mümkündür.

SU KABI:Sulu boya resim çalışmalarında renklerin canlı ve şeffaf kalması için bol temiz su kullanılmalıdır. Birinde fırçayı yıkamak, diğerinde boyayı sulandırmak için iki su kabı gereklidir. Su kaplarının yarım litreye yakın su alacak büyüklükte ve ağzının geniş olmasına dikkat edilmelidir. Temiz konserve kutuları, plastikten yapılmış çeşitli kaplar ve kavanozlar bu ihtiyacımızı karşılayabilir.

SÜNGER: Çalışmaya başlamadan önce kâğıdı ıslatmak, resim üzerinde ki fazla su ve boyaları almak için sünger kullanılır. Yanlışlıkla sürülen renkleri, tamamen olmasa bile ıslak süngerle silerek düzeltmek mümkündür.

SULU BOYA İLE ALIŞTIRMALAR: Sulu  boya çalışmalarına bazı alıştırmalar yaptıktan sonra başlamak çok yerinde olur. Çünkü sulu boya resimde başarılı olabilmek için, kullanılan araç ve gereçlerin özelliklerini bilmeliyiz. Alıştırma çalışmaları şu  sıra ile yapılır; Resim kâğıdı tamamen ıslatıldıktan sonra pütürlü yüzü üste gelecek şekilde altlık üzerine avucun yan tarafı ile düzleştirilir. Sonra köşelerden raptiye ya da zamklı  şeffaf bantlarla altlığa tespit edilir.

ÇALIŞMA ANI: Suyu emerek matlaşan resim kâğıdı üzerine boyalı fırçalarla çizgiler, şekiller yapılmalıdır. Fırçayı bazen bastırarak geniş yüzeyler boyamalı, sivrileşen ucu ile de çizgiler çizilmelidir. Bu arada aynı rengi sulandırarak  koyudan açığa doğru değişik tonlar elde edilmelidir. Ayrıca değişik renkleri yan yana sürerek geçitler ( pasajlar ) yapılmalıdır. Böylece sulu boya resmin özellikleri hakkında alıştırma yaparak bilgi edinilir. Bundan sonra da konulu çalışmalara geçiler.

SULU BOYA RESİM NASIL YAPILIR?   Konu önce resim kâğıdı üzerine ana hatları ile çizilir. Çizerken kalemi bastırmamalı ve zorunlu olmadıkça silgi kullanılmamalıyız. Çünkü koyu renkteki  kurşun kalem izleri şeffaf olan sulu boyanın altından gözükebilir. Ayrıca silgi ile yıpranan yerlere sürülen renkler parlaklığını kaybeder ve kirlenir. Konunun çizimi yapıldıktan sonra, sulu boya alıştırmalarına başlanıldığı gibi kâğıt ıslatılır. Genellikle bu iş, musluk altında kâğıdın ıslatılması  ya da su dolu kovaya batırılması şeklinde olur. Islatılan kâğıt yine alıştırmalarda yapıldığı gibi resim altlığına tespit edilir. Sulu boya çalışmalarında kâğıdı ıslatmakta ki amaç, boyanın tekniğe uygun yayılışını sağlamaktır. Eğer kâğıt kuru  olursa, sürülen boya kuruduğunda keskin bir sınır bırakır. Bu da tekniğin gerektirdiği yumuşaklığı ve renklerin kaynaşmalarını sağlamaz. Ancak ıslatılan kâğıtta, hemen boyama işlemine başlamak da hatalıdır. Çünkü bu durumda boyalar istenilenden fazla yayılacağından desendeki şekillerin sınırları kaybolur. En uygun ıslaklık derecesi, kâğıdın nemli kalmasıdır. Çalışma sırasında kuruyan kısımlar olursa yeniden süngerle ıslatılmalıdır. Kullanılan boyalar tüplerdeyse palete sıkılır. Eğer kuru cinsten ise boyalar yumuşasın diye renklerin üzeri birkaç damla su ile ıslatılır. Boyama işlemine başlarken aradığımız renkleri denemek için ikinci bir kâğıt bulundurmamızda fayda vardır. Böylece istediğimiz rengi ve renk tonunu bulmuş oluruz. Aksi durumda resme sürülen boyanın düzeltilmesi çok güçtür. Resmi boyamaya konunun hoşumuza giden yerinden başlamak çok doğrudur. Ancak geniş ve açık renk olan yüzeyleri öncelikle boyamak  tekniğin gerektirdiği özelliklerdendir. Çünkü geniş yüzeyleri bir an önce bitirmek kâğıdın sık sık nemlendirilmesini gerektirmez. Açık renkleri de düzeltmek ya da koyulaştırmak daha kolaydır. Sulu boya tekniğinde yanlış sürülen renkleri düzeltmek zorunluluğunda kalırsak, önce o kısmı temiz su ile ıslatır, sonra sünger ya da kuru bir fırça ile sileriz.
Çalışma sırasında renkleri üs üste sürmekten kaçınmalıyız. Fırçayı da aynı yerde devamlı sürtmemeliyiz. Çünkü renkler kirlenir ve kâğıt yıpranır. Resim yapılan konu ne olursa olsun gölgeli kısımları boyarken siyahtan yararlanmayı düşünmeyip amacımıza sıcak soğuk renklerin yardımı ile çalışmalıyız…

 


Hangi Kursları Katılabilirsiniz
Gurur Tablolarımız İnceleyiniz
Kurs Saatini ve Fiyatlarını Görmek İçin Tıklayınız
Öğrenci Çalışmaları Görmek İçin Tıklayınız
Anadolu Sanat Marketi Görmek İçin Tıklayınız


VideoDerslerVideo Dersler İzle

KarakalemBoyamaKarakalemBoyamaKuruBoyaKuruBoyaSuluBoyaDersleriSuluBoyaPastelBoyaPastelBoyaYagliBoyaYagliBoyaPerspektifCizimleriPerspektifDijitalBoyamalarDijital

Thumbnail image

İletişim Bilgileri:


0322 459 37 37
0532 165 2 000
0545 200 222 0
0505 296 21 96
Merkez: Çınarlı Mah. 61014 Sok. No: 4 Arzu Apt. Zemin Kat: 2 Seyhan / ADANA 0322 459 37 37
Atölye: Döşeme Mah.60025 Sok. No: 24 Seyhan / ADANA 0322 431 11 54


 

 

Adana da Pastel Boya Resim Teknigi Nasil Yapılır

PASTEL BOYA RESİM TEKNİĞİ

Pastel de, diğer tüm resim teknikleri kadar renkli ve canlı bir görünüm sağlar. Kuru bir teknik olduğu gibi pudramsı yüzeyi ışığın kurulmasını güçlendirir ve bu yüzden de hiçbir tekniğin ulaşamayacağı bir renk yoğunluğu taşır. Kuru olduğundan kâğıdın ya da boyanın kurumasını beklemek gibi sinir bozucu bir yanı yoktur. Kuru boyayı elimize alır, rengi doğrudan resmin yüzeyine aktarırız. Bu boya içinde yağ ya da zamanla sararıp çatlamalara yol açabilecek yağ ve vernik bulunmadığından yağlıboyadan daha uzun ömürlüdür. Teknik açıdan sağladığı bu yararların yanı sıra, pastel son derece ilginç bir kullanım alanı yaratır.

Çok kişi EDGAR DEGAS ‘in balerinler tablolarına yağlıboya niyetiyle hayranlıkla bakar, ama birçoğu bunların pastel boya çalışması olduğunu bilmez. Degas pastel boyalarla canlı ve coşkulu resimler yapmıştır. Aslında pastel boyanın tarihi tarih öncesi devirlere dayanır. O devirlerde de mağara duvarlarına tebeşirlerle resim çiziyorlardı. 18. yy dan bu yana da günümüzdeki gibi kullanılmaktadır. 200 yıllık çalışmalar ilk günkü canlılık ve parlaklığını korumaktadır.


[widgetkit id=8]
[widgetkit id=14]

Pastel boyadaki rengin gücünü, boya maddeleri ile karıştırılan tebeşir oranı belirler. Yüksek oranda tebeşir karıştırılması açık ton, düşük oranda tebeşir ise koyu ton elde etmeye yarar ve böylece her rengin çok sayıda tonu elde edilebilir. Çok kişi pasteller içindeki pigmentlerin yani boya maddelerinin, yağlıboya ve suluboyalarda olduğunu bilmez; bu boyalarla pastel arasındaki tek fark yapım işlemindedir. Yağlıboyalar, incecik toz halinde öğütülmüş boya maddelerinin yağla, suluboyalar zamklı suyla, pasteller ise bu tozların katı bir hamur oluşturana tek tebeşir ve suyla karıştırılmasından oluşur.

Çalışma için gerekli malzemeler ve dikkat edilecek hususlar;
1-Şövale ve altlık (Dik duran bir şövale pastel boya kırıntılarının kâğıt yüzeyinden aşağı dökülmesine imkân sağlar. Böylece resim yüzeyi temiz kalabilir.)
2-Pastel boya (Her yerde her türlü pasteli bulmak mümkündür. Profesyonel ve amatör herkes için tür, kalite, çeşitlilik, ekonomiklilik gibi. Burada herhangi bir sınırlama yok. O sizin seçiminize kalmıştır.
3-Fiksatif sprey (büyük-küçük) Yapılan resimlerin bozulmaması için gerekli. Çünkü yapılan resimler çerçevelenmediği sürece iyi korumalı. Birbirlerine sürtünmeleri engellenmeli. Aşrı sprey kullanımından kaçınılmalı yoksa renklerin parlaklığı gider.
4-Pastel boya için özel geliştirilmiş fon kâğıtları (mukavva, Bristol, şöhler, normal fon kartonları, resim kâğıtları vb.) Dokulu kâğıtlar her zaman çok iyi etki verir. İstenilen etkiyi elde etmek için kâğıdın rengine dikkat etmek gerekir. Gri, pembe-gri, yeşil-gri, mavi-gri kâğıtlar kullanılabilir. Bu renkler gözü yormaz ve izleyiciyi dinlendirir. Çarpıcı sonuçlar elde etmek için koyu ve parlak renkli kâğıtlar üzerine parlak renkli pasteller kullanmak gerekir. Orta ton renk ve kâğıtlar en idealidir. Kâğıt seçiminde konunun rengine uygunlukta önemlidir. Örneğin deniz resmi çalışan kişi mavi-gri, yaz mevsiminde buğday tarlalarını çalışan biri sarı kâğıtları tercih edebilir.
5-Samur ve kıl fırçalar, pastel silgisi, kalemler vb.
6-Çalışma aşamaları; Pastel boya da çeşitli çalışma teknikleri vardır. Kişisel becerilerde bu tekniklerde etkilidir. Pastel boyanın tutulması kâğıt yüzeyine sürülmesi farklı yöntemleri ortaya çıkarmıştır.

Bunlar;
Tarama yani paralel ve çapraz çizgilerle çalışma; Bu yöntemde boya darbeleri üst üste kullanılarak, yatay, dikey, çaprazlamasına, enine boyuna taramalarla ilginç sonuçlar elde edilebilir. Böylece renk içinde renk kullanılmış olur.
Ovalama yöntemi; Bu yöntemde renkler parmakla ve ya peçete yardımıyla ovalanır. Cilalanmış gibi düz yüzeyler elde edilir. Genellikle bu yöntem kullanılmaktadır. Fakat pastel boyanın kendine özgü yapısı bozulmakta, grenler ve pütürlü yapı kaybolmaktadır. Yinede seçim size kalmış. Önemli olan çok fazla deneme yapmak. Çünkü iyi resim yapmak için çok çalışmak gerekir.

 


Hangi Kursları Katılabilirsiniz
Gurur Tablolarımız İnceleyiniz
Kurs Saatini ve Fiyatlarını Görmek İçin Tıklayınız
Öğrenci Çalışmaları Görmek İçin Tıklayınız
Anadolu Sanat Marketi Görmek İçin Tıklayınız


VideoDerslerVideo Dersler İzle

KarakalemBoyamaKarakalemBoyamaKuruBoyaKuruBoyaSuluBoyaDersleriSuluBoyaPastelBoyaPastelBoyaYagliBoyaYagliBoyaPerspektifCizimleriPerspektifDijitalBoyamalarDijital

Thumbnail image

İletişim Bilgileri:


0322 459 37 37
0532 165 2 000
0545 200 222 0
0505 296 21 96
Merkez: Çınarlı Mah. 61014 Sok. No: 4 Arzu Apt. Zemin Kat: 2 Seyhan / ADANA 0322 459 37 37
Atölye: Döşeme Mah.60025 Sok. No: 24 Seyhan / ADANA 0322 431 11 54


 

SULU BOYA RESİM NASIL YAPILIR?

Thumbnail image

SULUBOYA RESİM TEKNİĞİ
Sulu boyalar, su ile karıştırıp çalışıldığı için bu ad verilmiştir. Bu boyalarla yapılan resimlerin kendine özgü tekniği vardır. Boyanın yapısının da etkilediği özellikler şunlardır; Sulu boya şeffaf olduğu için, boyanın altında kalan kurşun kalem izleri dahi gözükür. Yan yana sürülen iki renk, suyun yardımı ile kaynaşır. Böylece renkler arasında hoş bir pasaj(geçitler) elde edilir. Çalışırken renklerin açıktan koyuya olan değerleri, boyanın istenilen derecede sulandırılması ile sağlanır. Beyaz boya guaş resimde kullanılır. Sulu boyada ise kâğıdın beyazlığından yararlanılması resme güzellik veren teknik özelliklerden biridir.

SULUBOYA: Piyasada kutular içerisinde kuru ve yaş olarak satılır. Kuru olanlar, her renk ayrı ayrı kalıplara dökülmüş biçimdedir. Yaş olanlar da havası alınmış tüpler içerisinde bulunur. Alırken kolay ve çabuk eriyenler tercih edilmelidir. Çünkü sulu boya resim, diğer tekniklere göre daha çabuk çalışmayı gerektirir.

KÂĞIT: Sulu boya ile resim yapılacak kâğıt kalın, sert ve pütürlü olmalıdır. İnce ve yumuşak olan kâğıtlar ıslandığı zaman kabarır ve dalgalanır. Pütürlü kâğıtlarda ise fırçanın kâğıt üzerinde boyayamadığı ufak beyaz çukurlar, resme daha şeffaf ve canlı hava verir.

RESİM ALTLIĞI: Çalışma sırasında resim kâğıdı, bir altlık üzerine tespit edilir. Altlık resim yapacağımız kâğıdın ölçüsünden biraz büyük, taşınması kolay, sert ve düzgün malzemeden olmalıdır. Bu malzeme tahtadan olabileceği gibi, çok kalın mukavva, duralit veya sunta da olabilir. Resim kâğıdı altlık üzerine kıskaç veya yapışkan bantlarla dört köşesinden iyice tutturulmalıdır.


FIRÇALAR:Sulu boya çalışmalar için en uygun fırçalar, samur kılından yapılanlardır. Bu çeşit fırçalar su ile ıslandığında kılları toplanır ve ucu sivrileşir. Sivrilen ucu ile ince çizgiler çizilebileceği gibi, kâğıt üzerine fırçayı bastırarak çalıştığımızda da geniş yüzeyleri boyayabiliriz. Sulu boya çalışmalarında biri ince, biri kalın olmak üzere iki samur fırça kullanmak çok yararlıdır. İşi biten fırçayı yıkayıp kuruladıktan sonra  düzgün kalacak şekilde saklamalıdır. Kılları üzerinde uzun süre duran fırçalar bükülür ve düzelmesi bir hayli zor olur. Ucu bükülen fırçaları su buharına tutarak düzeltmek mümkündür.

SU KABI:Sulu boya resim çalışmalarında renklerin canlı ve şeffaf kalması için bol temiz su kullanılmalıdır. Birinde fırçayı yıkamak, diğerinde boyayı sulandırmak için iki su kabı gereklidir. Su kaplarının yarım litreye yakın su alacak büyüklükte ve ağzının geniş olmasına dikkat edilmelidir. Temiz konserve kutuları, plastikten yapılmış çeşitli kaplar ve kavanozlar bu ihtiyacımızı karşılayabilir.

SÜNGER: Çalışmaya başlamadan önce kâğıdı ıslatmak, resim üzerinde ki fazla su ve boyaları almak için sünger kullanılır. Yanlışlıkla sürülen renkleri, tamamen olmasa bile ıslak süngerle silerek düzeltmek mümkündür.

SULU BOYA İLE ALIŞTIRMALAR: Sulu  boya çalışmalarına bazı alıştırmalar yaptıktan sonra başlamak çok yerinde olur. Çünkü sulu boya resimde başarılı olabilmek için, kullanılan araç ve gereçlerin özelliklerini bilmeliyiz. Alıştırma çalışmaları şu  sıra ile yapılır; Resim kâğıdı tamamen ıslatıldıktan sonra pütürlü yüzü üste gelecek şekilde altlık üzerine avucun yan tarafı ile düzleştirilir. Sonra köşelerden raptiye ya da zamklı  şeffaf bantlarla altlığa tespit edilir.

ÇALIŞMA ANI: Suyu emerek matlaşan resim kâğıdı üzerine boyalı fırçalarla çizgiler, şekiller yapılmalıdır. Fırçayı bazen bastırarak geniş yüzeyler boyamalı, sivrileşen ucu ile de çizgiler çizilmelidir. Bu arada aynı rengi sulandırarak  koyudan açığa doğru değişik tonlar elde edilmelidir. Ayrıca değişik renkleri yan yana sürerek geçitler ( pasajlar ) yapılmalıdır. Böylece sulu boya resmin özellikleri hakkında alıştırma yaparak bilgi edinilir. Bundan sonra da konulu çalışmalara geçiler.

SULU BOYA RESİM NASIL YAPILIR?   Konu önce resim kâğıdı üzerine ana hatları ile çizilir. Çizerken kalemi bastırmamalı ve zorunlu olmadıkça silgi kullanılmamalıyız. Çünkü koyu renkteki  kurşun kalem izleri şeffaf olan sulu boyanın altından gözükebilir. Ayrıca silgi ile yıpranan yerlere sürülen renkler parlaklığını kaybeder ve kirlenir. Konunun çizimi yapıldıktan sonra, sulu boya alıştırmalarına başlanıldığı gibi kâğıt ıslatılır. Genellikle bu iş, musluk altında kâğıdın ıslatılması  ya da su dolu kovaya batırılması şeklinde olur. Islatılan kâğıt yine alıştırmalarda yapıldığı gibi resim altlığına tespit edilir. Sulu boya çalışmalarında kâğıdı ıslatmakta ki amaç, boyanın tekniğe uygun yayılışını sağlamaktır. Eğer kâğıt kuru  olursa, sürülen boya kuruduğunda keskin bir sınır bırakır. Bu da tekniğin gerektirdiği yumuşaklığı ve renklerin kaynaşmalarını sağlamaz. Ancak ıslatılan kâğıtta, hemen boyama işlemine başlamak da hatalıdır. Çünkü bu durumda boyalar istenilenden fazla yayılacağından desendeki şekillerin sınırları kaybolur. En uygun ıslaklık derecesi, kâğıdın nemli kalmasıdır. Çalışma sırasında kuruyan kısımlar olursa yeniden süngerle ıslatılmalıdır. Kullanılan boyalar tüplerdeyse palete sıkılır. Eğer kuru cinsten ise boyalar yumuşasın diye renklerin üzeri birkaç damla su ile ıslatılır. Boyama işlemine başlarken aradığımız renkleri denemek için ikinci bir kâğıt bulundurmamızda fayda vardır. Böylece istediğimiz rengi ve renk tonunu bulmuş oluruz. Aksi durumda resme sürülen boyanın düzeltilmesi çok güçtür. Resmi boyamaya konunun hoşumuza giden yerinden başlamak çok doğrudur. Ancak geniş ve açık renk olan yüzeyleri öncelikle boyamak  tekniğin gerektirdiği özelliklerdendir. Çünkü geniş yüzeyleri bir an önce bitirmek kâğıdın sık sık nemlendirilmesini gerektirmez. Açık renkleri de düzeltmek ya da koyulaştırmak daha kolaydır. Sulu boya tekniğinde yanlış sürülen renkleri düzeltmek zorunluluğunda kalırsak, önce o kısmı temiz su ile ıslatır, sonra sünger ya da kuru bir fırça ile sileriz.
Çalışma sırasında renkleri üs üste sürmekten kaçınmalıyız. Fırçayı da aynı yerde devamlı sürtmemeliyiz. Çünkü renkler kirlenir ve kâğıt yıpranır. Resim yapılan konu ne olursa olsun gölgeli kısımları boyarken siyahtan yararlanmayı düşünmeyip amacımıza sıcak soğuk renklerin yardımı ile çalışmalıyız…

 


Hangi Kursları Katılabilirsiniz
Gurur Tablolarımız İnceleyiniz
Kurs Saatini ve Fiyatlarını Görmek İçin Tıklayınız
Öğrenci Çalışmaları Görmek İçin Tıklayınız
Anadolu Sanat Marketi Görmek İçin Tıklayınız


VideoDerslerVideo Dersler İzle

KarakalemBoyamaKarakalemKuruBoyaKuruBoyaSuluBoyaDersleriSuluBoyaPastelBoyaPastelBoyaYagliBoyaYagliBoyaPerspektifCizimleriPerspektifDijitalBoyamalarDijital

Thumbnail image

İletişim Bilgileri:


0322 459 37 37
0532 165 2 000
0545 200 222 0
0505 296 21 96
Merkez: Çınarlı Mah. 61014 Sok. No: 4 Arzu Apt. Zemin Kat: 2 Seyhan / ADANA 0322 459 37 37
Atölye: Döşeme Mah.60025 Sok. No: 24 Seyhan / ADANA 0322 431 11 54


 

 

PASTEL BOYA RESİM TEKNİĞİ NASILDIR

 

Thumbnail image

 

 

PASTEL BOYA RESİM TEKNİĞİ

Pastel de, diğer tüm resim teknikleri kadar renkli ve canlı bir görünüm sağlar. Kuru bir teknik olduğu gibi pudramsı yüzeyi ışığın kurulmasını güçlendirir ve bu yüzden de hiçbir tekniğin ulaşamayacağı bir renk yoğunluğu taşır. Kuru olduğundan kâğıdın ya da boyanın kurumasını beklemek gibi sinir bozucu bir yanı yoktur. Kuru boyayı elimize alır, rengi doğrudan resmin yüzeyine aktarırız. Bu boya içinde yağ ya da zamanla sararıp çatlamalara yol açabilecek yağ ve vernik bulunmadığından yağlıboyadan daha uzun ömürlüdür. Teknik açıdan sağladığı bu yararların yanı sıra, pastel son derece ilginç bir kullanım alanı yaratır.

Çok kişi EDGAR DEGAS ‘in balerinler tablolarına yağlıboya niyetiyle hayranlıkla bakar, ama birçoğu bunların pastel boya çalışması olduğunu bilmez. Degas pastel boyalarla canlı ve coşkulu resimler yapmıştır. Aslında pastel boyanın tarihi tarih öncesi devirlere dayanır. O devirlerde de mağara duvarlarına tebeşirlerle resim çiziyorlardı. 18. yy dan bu yana da günümüzdeki gibi kullanılmaktadır. 200 yıllık çalışmalar ilk günkü canlılık ve parlaklığını korumaktadır.

Pastel boyadaki rengin gücünü, boya maddeleri ile karıştırılan tebeşir oranı belirler. Yüksek oranda tebeşir karıştırılması açık ton, düşük oranda tebeşir ise koyu ton elde etmeye yarar ve böylece her rengin çok sayıda tonu elde edilebilir. Çok kişi pasteller içindeki pigmentlerin yani boya maddelerinin, yağlıboya ve suluboyalarda olduğunu bilmez; bu boyalarla pastel arasındaki tek fark yapım işlemindedir. Yağlıboyalar, incecik toz halinde öğütülmüş boya maddelerinin yağla, suluboyalar zamklı suyla, pasteller ise bu tozların katı bir hamur oluşturana tek tebeşir ve suyla karıştırılmasından oluşur.

Çalışma için gerekli malzemeler ve dikkat edilecek hususlar;
1-Şövale ve altlık (Dik duran bir şövale pastel boya kırıntılarının kâğıt yüzeyinden aşağı dökülmesine imkân sağlar. Böylece resim yüzeyi temiz kalabilir.)
2-Pastel boya (Her yerde her türlü pasteli bulmak mümkündür. Profesyonel ve amatör herkes için tür, kalite, çeşitlilik, ekonomiklilik gibi. Burada herhangi bir sınırlama yok. O sizin seçiminize kalmıştır.
3-Fiksatif sprey (büyük-küçük) Yapılan resimlerin bozulmaması için gerekli. Çünkü yapılan resimler çerçevelenmediği sürece iyi korumalı. Birbirlerine sürtünmeleri engellenmeli. Aşrı sprey kullanımından kaçınılmalı yoksa renklerin parlaklığı gider.
4-Pastel boya için özel geliştirilmiş fon kâğıtları (mukavva, Bristol, şöhler, normal fon kartonları, resim kâğıtları vb.) Dokulu kâğıtlar her zaman çok iyi etki verir. İstenilen etkiyi elde etmek için kâğıdın rengine dikkat etmek gerekir. Gri, pembe-gri, yeşil-gri, mavi-gri kâğıtlar kullanılabilir. Bu renkler gözü yormaz ve izleyiciyi dinlendirir. Çarpıcı sonuçlar elde etmek için koyu ve parlak renkli kâğıtlar üzerine parlak renkli pasteller kullanmak gerekir. Orta ton renk ve kâğıtlar en idealidir. Kâğıt seçiminde konunun rengine uygunlukta önemlidir. Örneğin deniz resmi çalışan kişi mavi-gri, yaz mevsiminde buğday tarlalarını çalışan biri sarı kâğıtları tercih edebilir.
5-Samur ve kıl fırçalar, pastel silgisi, kalemler vb.
6-Çalışma aşamaları; Pastel boya da çeşitli çalışma teknikleri vardır. Kişisel becerilerde bu tekniklerde etkilidir. Pastel boyanın tutulması kâğıt yüzeyine sürülmesi farklı yöntemleri ortaya çıkarmıştır.

Bunlar;
Tarama yani paralel ve çapraz çizgilerle çalışma; Bu yöntemde boya darbeleri üst üste kullanılarak, yatay, dikey, çaprazlamasına, enine boyuna taramalarla ilginç sonuçlar elde edilebilir. Böylece renk içinde renk kullanılmış olur.
Ovalama yöntemi; Bu yöntemde renkler parmakla ve ya peçete yardımıyla ovalanır. Cilalanmış gibi düz yüzeyler elde edilir. Genellikle bu yöntem kullanılmaktadır. Fakat pastel boyanın kendine özgü yapısı bozulmakta, grenler ve pütürlü yapı kaybolmaktadır. Yinede seçim size kalmış. Önemli olan çok fazla deneme yapmak. Çünkü iyi resim yapmak için çok çalışmak gerekir.

 


Hangi Kursları Katılabilirsiniz
Gurur Tablolarımız İnceleyiniz
Kurs Saatini ve Fiyatlarını Görmek İçin Tıklayınız
Öğrenci Çalışmaları Görmek İçin Tıklayınız
Anadolu Sanat Marketi Görmek İçin Tıklayınız


VideoDerslerVideo Dersler İzle

KarakalemBoyamaKarakalemKuruBoyaKuruBoyaSuluBoyaDersleriSuluBoyaPastelBoyaPastelBoyaYagliBoyaYagliBoyaPerspektifCizimleriPerspektifDijitalBoyamalarDijital

Thumbnail image

İletişim Bilgileri:


0322 459 37 37
0532 165 2 000
0545 200 222 0
0505 296 21 96
Merkez: Çınarlı Mah. 61014 Sok. No: 4 Arzu Apt. Zemin Kat: 2 Seyhan / ADANA 0322 459 37 37
Atölye: Döşeme Mah.60025 Sok. No: 24 Seyhan / ADANA 0322 431 11 54


 

 

Resim Yaparken Hangi Malzemeler Kullanılır?

Thumbnail image

RESİM MALZEMELERİ
Airbrush
Mürekkeple dolu bir kalemin, hava üfleyen bir motora bağlanmasıyla elde edilmiş bir makinedir. Hava kalemin içine üflenir ve mürekkep bu sayede resim yüzeyine püskürtülür. Havanın püskürtme gücünü değiştirerek airbrush’tan farklı etkiler elde edilebilir. Daha çok grafik sanatçıları tarafından tercih edilmesinin sebebi, iki rengi birbirlerinin içinde yumuşak bir şekilde eriterek renkten renge geçiş sağlayabilmesidir. Ayrıca fotoğraf üzerindeki yanlışlıkları düzeltmek ya da küçük ayrıntılarla oynamak için de kullanılır.

Akrilik boyalar
Plastikten yapılmışlardır ve biraz parlaktırlar; esnek olma özellikleri kuruduktan sonra da devam eder. Yağlı boyalardan farklı olarak akrilik boyalar suda çözülme özelliğine sahiptirler. Bu özellikleri sayesinde bir hayli inceltilebilirler, öyle ki sulu boyalara benzemeye başlarlar. Kalın boya katmanlarına da olanak tanrılar. Peter Blake ve Lichtenstein gibi popüler sanatçılar akrilik boyaları kullanmışlardır.


Arap Zamkı
Afrika, Asya ve Avustralya’da yetişen akasya (Acacia) cinsi çeşitli ağaçlardan elde edilen zamk. Sulu boyalarda ve zamklı (yumurtalı yerine) tempera tekniğinde, ayrıca seramikte bağlayıcı olarak kullanılır. Arap zamkı, suda çözülebilen zamklar arasında en yaygın kullanılan zamktır; katı, toz ve sıvı olarak sağlanabilir.

Astar
Çizim ya da resmin yapılacağı yüzeye temel dokusunu verir. Astar resim yapılmadan önce zemine uygulanan yüzey tabakasıdır. Astarlar, çok çeşitli nedenlerle kullanılabilmektedir; en yaygın neden, uygun bir resim yüzeyi oluşturabilmek. Örneğin pürüzsüz bir yüzeye doku eklemek için ya da zemini daha az emici kılmak ve renklerin parlaklığını arttırmak için kullanılabilirler.

Çini Mürekkebi
Kimi zaman Hint mürekkebi olarak da adlandırılan, desen için kullanılan siyah renkli mürekkeptir. İki farklı şekilde satılmaktadır: kullanılmadan önce ıslatılarak nemlendirilmesi gereken çubuklar halinde, ya da aynı pigmentin önceden ıslatılarak (genellikle suyla) içine yapışkan katılmış şişelerde saklanan sıvı halde bulunur. Çini mürekkebi bundan 2000 yıl önce Mısır ve Çin’de kullanılmaya başlanmıştır. Kalıcılığı ve kapatıcı kıvamı sayesinde hala kullanılmaktadır.

Flüoresan boyalar
Gerçekte gün ışığı flüoresan boyaları olarak tanımlanan bu boyalar, parlak, gösterişli bir etki yaratan çok yoğun renklerdir. İlk kez yirminci yüzyılın ortalarında kullanılmaya başlanmış ve 1960’larda Op Sanat akımının üyesi Frank Stella (d. 1936) tarafından şaşırtıcı etkiler yaratmak için kullanılmıştır (bkz: Temel Bilgiler: Renk, sayfa 246). Bu boyaların kimyasal yapısı, diğer iki parlak maddeyle aynıdır: yol işaretlerinde kullanılan flüoresan malzemeler ve karanlıkta parlayan fosforlu boyalar.

Germe tahtası
Bu genellikle çevresine tuvalin takılıp gerildiği dikdörtgen şeklinde bir tahta çerçeveden oluşur. Germe tahtalarının kenarları yaklaşık 4.5cm olur ve birbirlerine geçecek şekilde hazırlanmıştır. Farklı boyutlara sahiptir. Germe tahtaları sulu boya kâğıtlarının buruşmaması için sık sık kullanılır.

Grafik kalemleri
“Guaş” diye de bilinen grafik boyaları, kâğıt, karton ve ipeğe uygulanmak için sulandırılması gereken geçirgen olmayan bir sulu boya türüdür. Bu boyaların başlıca avantajı son derece çabuk kurumaları ve geriye, fırça izlerinin belli olmadığı mat bir görüntü bırakmalarıdır. Ucuz ve kolay bulunur olan grafik boyalar, yağlı boya ve akrilik resme hazırlık çalışmalarında çok faydalıdır.

Guaş boya
Opak (saydam olmayan) sulu boyalardır. Sıradan sulu boyalar kâğıdın lifleri arasında kaybolur, hâlbuki guaş boyalar yüzey üzerinde boya katmanı bırakırlar. Mat bir biçimde kurur ve kapatıcı güçleri vardır. Tebeşir yâda diğer pigmentler eklenerek, opak olarak hazırlanıştır. Beyaz rengin kullanımının yarattığı parlaklık, Paul Klee ( 1879 – 1940 ) ve George Rouault ( 1871 – 1958 ) gibi sanatçılar tarafından çokça kullanılmıştır.

Hamur silgi
Kurşun kalem ve benzeri malzemelerle gerçekleştirilen kalem darbelerini yumuşatmak ya da yok etmek amacıyla kullanılır. Yaygın olarak kullanılan plastik temelli silgilerden farkı, oyun hamurlarına benzer bir yapıya sahip olup, silgi artığı bırakmadan silme işlemini gerçekleştirmesidir.

İnceltici
Yağlı boyalar ve yağlı pasteller çok yoğun boyalardır bu yüzden kullanılmadan önce inceltmek gerekir. Ressamlar tarafından kullanılan iki inceltici terebentin ve beyaz ispirtodur. Beyaz ispirto, vernik ve boyalar için üretilen bir malzemedir. Terebentinden daha az yapışkan olduğundan ve onun kadar güçlü bir kokusu olmadığından ressamlar tarafından tercih edilir.

Kara kalem
Yakılarak kömür haline getirilmiş söğüt ya da asma dallarından üretilebilir. Çok yönlü bir çizim malzemesidir, ancak kirli olabilir. Kurşun kalem, bu maddenin sıkıştırılmış ve ahşapla çerçevelenmiş halidir; bunun yapılmasının avantajı, ellerinizin kirlenmesini önlemesidir. Aynı zamanda, kalem kömür çubuktan farklı olarak, baskı uygulandığında kolayca kırılmayacaktır. Kara kalemler koyu siyahın güçlü, karanlık ya da çok ince çizgilerinden, grilere kadar bir dizi ton zenginliğine olanak tanırlar.

Keten
Tuvallerin çoğunun ana malzemesi olan kumaş, keten bitkisinin liflerinden elde edilir. Keten lifi en eski tekstil malzemelerindendir. Keten bitkisi, sıkılarak yağ elde edilen tohumu ve iplik ve kumaşı elde edilen lifleri için üretilir. Keten yüksek bir dayanıklılığa sahiptir. Tuval için en uygun keten İrlanda ve Belçika’da üretilir. Ketenin “duck” diye adlandırılan kaba dokulu bir cinsi daha vardır, bu tür ismini Flemenkçe’de “giysi” anlamına gelen “doek” kelimesinden almıştır. Duck güçlü, dayanıklı ve basitçe dokunmuş tuval bezinden daha hafif bir kumaştır.

Kurşun Kalem
Karbonun grimsi siyah biçimi olan kurşun kalemin kaygan bir dokusu vardır ve siyah bir iz yapar. Grafit minerali olarak da adlandırılır. İlk olarak 1664’te İngiltere, Lake District’teki Borrowdale kentinde çıkarılmış ve bir çubuğun ucuna sabitlenmiş küçük topaklar halinde yazım malzemesi olarak kullanılmıştır. 18. yüzyılda grafit adını almıştır; ancak önceleri ‘kara kurşun’ olarak biliniyordu. Sonrasında grafit kalem, hatalı bir şekilde kurşun kalem olarak adlandırılmıştır. Kalem yapmak için gereken grafit ve kalay karışımı, 1795’te birbirlerinden bağımsız olarak hem Fransa’da Conté tarafından (sola bakın) hem de Avusturya’da Joseph Hardmuth tarafından bulunmuştur.

Kuru pastel (conté pastel)
Adını 18. yüzyılda bu malzemeyi bulan Fransız bilim adamı Nicholas-Jacques Conté’den (1755–1805) alan çizim malzemesi. Kuru pasteller, farklı sertlik düzeyleri elde etmek için çeşitlendirilebilen kurşun ve kalay karışımından yapılır. Kuru pasteller tebeşire benzer ancak biraz daha kaygan yapıdadır ve bu sayede daha az ufalanır. Genellikle sıcak kırmızı, kahverengi ve siyah renklerde üretilir ve bu renklerin herhangi bir bileşiminde çizim yapma malzemesi olarak kullanılır. Gençliğinden portre ressamı olarak çalışan Conté, modern kurşun kalemin de mucididir.

Liquin
Bu yoğun karışım, yağlı boyalarla birlikte kullanılır. Yağlı boyalar çok yavaş kurular. Liquin daha hızlı kurumalarını sağlar. Boyaya biraz daha hacim verir. Saydam bir maddedir. Boyayı kalınlaştırmaz veya donuklaştırmaz. Ama yapısını biraz bozabilir.

Neft yağı
Yağ suyla karışmaz, bu da yağlı boyaların suyla çözülemeyeceği anlamına gelir (bazı çok özel modern malzemeler dışında). Neft yağı, yağlı boyaları inceltmek ve daha yumuşak huylu bir hale getirmek ya da kısmen kurumuş yağları reaktife etmek için kullanılır. Neft yağı iki şekilde satılır; doğal ve yapay. Doğal neft yağı ağaçların özsularından çıkarılır ve temas ettiği boya, tuval vb. malzemeler üzerinde uzun süreli bir etki yarattığı bilinmektedir. Yapay neft yağı ise daha ucuzdur ve fırçaların temizlenmesi için daha uygundur.

Palet
Üzerinde ressamın renklerini ayarladığı ve karıştırıldığı ince, genellikle oval veya dikdörtgen şekilli tahta. Eskiden hafif ağaçlardan üretilen paletler günümüzde alüminyum, plastik hatta kâğıt gibi maddelerden de üretilmektedir.

Pastel kâğıtları
Pastel balmumu ve tebeşirden oluşan bir malzemedir. Bu malzemenin yüzeye yapışması için kâğıdın oldukça engebeli yani dokulu ve grenli (zerrecikli) olması gerekir. Böylece balmumu ve tebeşir kâğıda yapışır ve güçlü bir etki sağlar. Pastel kâğıtları beyazdan pembeye, eflatundan siyaha birçok farklı renktedirler. Bu sayede tamamlanmış resimlerde birbirinden farklı etkiler elde edilebilir.

Pigment
Bir boyanın rengini veren maddedir ve toz halindedir. Pigmentlerin çoğunun sentetikleri üretiliyor olsa da geçmişte bitki, hayvan ve mineral kaynaklarının karışımından elde edilmekteydiler. Pigmentler, “toprak renkleri” denilen renkli minerallerin geliştirilmesiyle hazırlanırlardı (Bakınız: Renkler ve Kompozisyonlar, sayfa 170–171). Sanatçılar pigmentleri önce ezerek inceltirler. Tel kevgirden geçecek incelikte olmaları makbuldür. Pigmentlerin kimyasal tepkimeye yol açmayacak bir yapıda olmaları gerekir. Diğer pigmentler ya da sıvılarla kullanıldıklarında beklenmeyen ya da tehlikeli reaksiyonlar meydana getirmemeleri gereklidir.

Renkli mürekkep
İki farklı çeşit mürekkep vardır: Suda çözülen ve suda çözülmeyen. Suda çözülen mürekkep eğer kuruduğunda tekrar sulandırılarak eski haline geri döner. Suda çözülmeyen (waterproof) mürekkep ise böyle değildir. Bu sebeple, suda çözülmeyen mürekkep çizgi çekmek ya da zemine genel ton atmak için daha uygundur. Çünkü üzerine gelen diğer katmanın etkisiyle etkisini kaybetmez, ya da diğer tonla birleşmez. Her iki mürekkepte genellikle su bazlıdır. Birçok farklı fırça ya da kalem ucuyla kullanılabilir.

Resim Kâğıdı
Güçlü beyaz ve donuk renklidirler. Benzerleri eski zamanlarda dinamit sarmak ve fişek üretmek için kullanılıyordu.

Rezistans
Tuval, kâğıt, kumaş gibi herhangi bir yüzeyin üstünü kaplamak için kullanılan maddelere verilen genel addır. Balmumu, cila, vernik, baskıda kullanılan asitin yüzeyi bozmaması için başvurulan önde gelen rezistanslardandır. Maskeleme sıvısı açık renk kalması gereken alanlara boya bulaşmaması için kullanılır. Balmumu kalemler ise aynı amaç için sulu boyalarla birlikte kullanılır.

Sangen
Kan kırmızısı, kırmızımsı veya ten rengi tebeşir veya kuru pastel ya da bu renkle yapılan çizime verilen isim. Pigmenti, genelde demir oksidin bir biçimini içeren tebeşir veya kalaydır. Sangen, kuru pastellerin (sola bakın) başlıca rengidir ve ‘kırmızı tebeşir’ olarak da adlandırılır. Leonardo da Vinci, Michelangelo, Raphael ve Andrea del Sarto gibi 15. ve 16. yüzyıl sanatçıları tarafından yaygın olarak kullanılmıştır. Bu renk, hacim ve atmosfer etkileri yaratmak için özellikle kullanışlıdır.

Seramik fırını
Çömlek ve tuğlaları pişirmek için kullanılan fırın. Bu fırınlar genellikle tuğla ve taşla çevrilir ve gaz, akaryakıt ya da elektrikle çalıştırılabilir. Öte yandan bazı çömlekçi ve heykeltıraşlar elektrikle ısıtılan fırınların fazla hızlı ısındığını ve en iyi etkinin elde edilemediğini belirtirler. Başlıca iki tür seramik fırını vardır. Kireç ocaklarında malzemeler ısı kaynağıyla doğrudan temas halindedirler; tuğla ve çömlek fırınlarında ise malzemeler alttan ısıtılıp pişirilir. Fırının iç ısısı, aşırı sıcaklıklara dayanıklı bir tür termometre olan Pirometre ile veya belirli bir sıcaklıkta eriyen pirometrik kil konileriyle ölçülür.

Sıcak baskılı kağıtlar
Sıcak baskı uygulanmış kağıtlardır. Tıpkı çamaşırlarınızı sıcak ütüyle ütülemeniz gibi kâğıtlarda sıcak preslerden geçirilerek düzleştirilir. Detaylı desen çalışmaları, illüstrasyonlar ve mürekkep çalışmaları için uygundurlar.

Soğuk baskılı kağıtlar (cold press paper)
Sıcak baskı uygulanmamış kağıtlara verilen isimdir. Kâğıt yüzeyi grenli (dokulu) olduğu için pastel, yağlı boya ya da kara kalem gibi birbirinden farklı bir çok boyama çeşidinde kullanılabilirler. Daha çok peyzaj ve deniz konulu açık alan resimleri için uygundur. Üzerindeki dokular sebebiyle resimler seyredenlerde derinlik ve gerçeklik etkisi uyandırır.

Suda çözülen grafit kalemler
Bu kalemlerin baş bölümlerinde suda çözülebilen bir madde bulunmaktadır. Bilinen grafit kalemlerden daha farklı ve etkin koyuluklar elde edilebilir. Bu kalemler desen çalışmak ve gölge vermek için kullanıldıkları gibi, bir fırça yardımıyla su ile üzerlerinden geçildiği takdirde tonların değerlerin de yoğunlaşacaktır.

Sulu boya
Su ile inceltilen, kapatıcı özelliği olmayan boyalardır. Kağıt üzerine uygulanırlar.

Suyla çözülen renkli kalemler
Suyla çözülen renkli kalemler, kullanılması heyecan veren resim malzemeleridir. Sıradan renkli kalemlerin kullanıldığı her yer ve şekilde kullanılabildikleri gibi suyla harmanlanarak resme bir suluboya çalışması görünümü vermek için de kullanılabilirler. Bu kalemlerle çizilmiş bulunan alanlar üzerinden sulu bir fırçayla geçildiğinde, eğer yeterli pigment varsa rengin sulu hali elde edilmişi olacaktır. Su, kâğıdın üzerine, zemini nemlendirmek için uygulanıp ardından bu yüzey üzerinde kalemle çalışılmaya devam edilebilir. Farklı bir alternatif olanaksa, kalem suyun içine batırılıp çalışılarak bir dizi yumuşak, silik ve karışmış renk blokları elde edilebilir. Suyla çözülebilen kalemler ve pastellerin her ikisi de çok kullanışlı malzemeler olup aynı amaç için kullanılabilirler.

Tebeşir
Doğal yolla oluşmuş yumuşak taştan meydana gelen çizim materyalidir. Üç ana çeşidi siyah tebeşir (karbon orijinli şistten elde edilir), kırmızı tebeşir (kırmızı topraktan yapılır ve kan kırmızısı olarak da adlandırılır) ve beyaz tebeşirdir (kireç taşından elde edilir). Tebeşir tarih öncesi zamandan itibaren çizimlerde kullanılır. Leonardo Da Vinci (1452-1519) gibi sanatçılar tarafından on beşinci yüzyılda kullanıldı ve spontane çizimlerde tercih edilen en popüler malzeme olarak kaldı. Mum boya ve pastel boyanın tersine, çizim yapmak için tebeşirde herhangi bir üretim sürecine ihtiyaç duyulmaz.

Toz pastel
Kâğıt ve karton üzerine uygulanan, renk geçişlerini kolayca gerçekleştirilen, yüzeye kolaylıkla yayılan boyalardır.

Yağlı boya
Terebentin ile inceltilen, kapatıcı boyalardır. Farklı yağlarla karıştırılarak akışkanlıkları değiştirilebilir. Geç kuruma özelliğine sahiptir. Uzun süreli çalışmalar için uygundurlar.

Yağlı kalem
Bu malzeme kurşun veya tükenmez kalem gibi normal kalemlerle çizilemeyen seramik cam ve diğer yüzeylerde kullanılır. Etrafları kâğıt veya tahta ile çevrilidir.

Yağlı pastel
Toz pastele oranla daha kapatıcı, terebentin ya da resim yağıyla inceltilerek akışkan hale getirilebilen boyalardır. Toz pastel gibi kolayca resim yüzeyine yayılmazlar.

 


Hangi Kursları Katılabilirsiniz
Gurur Tablolarımız İnceleyiniz
Kurs Saatini ve Fiyatlarını Görmek İçin Tıklayınız
Öğrenci Çalışmaları Görmek İçin Tıklayınız
Anadolu Sanat Marketi Görmek İçin Tıklayınız


VideoDerslerVideo Dersler İzle

KarakalemBoyamaKarakalemKuruBoyaKuruBoyaSuluBoyaDersleriSuluBoyaPastelBoyaPastelBoyaYagliBoyaYagliBoyaPerspektifCizimleriPerspektifDijitalBoyamalarDijital

Thumbnail image

İletişim Bilgileri:


0322 459 37 37
0532 165 2 000
0545 200 222 0
0505 296 21 96
Merkez: Çınarlı Mah. 61014 Sok. No: 4 Arzu Apt. Zemin Kat: 2 Seyhan / ADANA 0322 459 37 37
Atölye: Döşeme Mah.60025 Sok. No: 24 Seyhan / ADANA 0322 431 11 54


 

 

Ağaç Baskı Nedir

Thumbnail image

İletişim Bilgileri:
Anadolu Telefonlarımız
0322 459 37 37
0532 165 2 000
0545 200 222 0
0505 296 21 96
Merkez: Çınarlı Mah. 61014 Sok. No: 4 Arzu Apt. Zemin Kat: 2 Seyhan / ADANA Tel: 0322 459 37 37
Atölye: Döşeme Mah.60025 Sok. No: 24 Seyhan / ADANA Tel: 0322 431 11 54

AĞAÇ BASKI
Ing. woodcut, veood engraving, Fr.gravüre sur bois, bo-is de fil, bois de bout, Alm.Holzschnitt. Bir “yüksek baskı” tekniği (ÖZGÜN BASKI). Sert ya da yumuşak dokulu bir ağaçtan enine (İng.ıvood engraving, Fr.bois de bout) ya da boyuna (İng.woodcut, Fr.bois de fil) kesilen bir blok üstüne oyularak hazırlanan desen kağıda basılır. Ağaç baskıda renkli basım elde etmek istendiğinde her renk için ayrı bir blok oyulur ve aynı kağıda üst üste basılır. Boyuna ve enine ağaç baskı yöntemleri bazı örneklerde birbirlerinden ayırt edilemeyecek kadar benzerlik gösterdiğinden Fransızlar her ikisini de gravüre sur bois olarak adlandırmıştır.
Boyuna kesme yönteminde desen önce ağaç bloğun düzgün yüzeyi üstüne çizilir, sonra bu çizgiler bir bıçak ya da oluklu marangoz kalemiyle oyularak desenin kabarık olarak ortaya çıkması sağlanır. Yüksek kalan bölümlere mürekkep sürülerek baskı gerçekleştirilir, Tüm yumuşak ağaçlar bu tür oymaya elverişli olmakla birlikte en yaygın kullanılanla-n armut, kiraz ve çınardır. Bu tür agaç baskıların en tipik özelliği, ağacın doğasından ve oyma aletlerinin basitliğinden kaynaklanan yalınlık, kabalık ve çizgilerin sertliğidir. Çizgiler ağaç blok üstüne keskin bir bıçakla lifleri boydan boya keserek güçlükle oyuldugundan köşelidir. Desense bu çalışma güçlüğünden ötürü genellikle basit tutulmuştur. Bu tür ağaç baskının ilk örnekleri MS 5.yy’da Ortadoğu’da ve ÇİN’de DOKUMA üstünde görülür. Kâğıt üstüne en erken uygulamaya ise MS 868’de Çin’de Jingang fing adıyla basılan Vacraççedika Sutra (Elmas Sutra) adlı BUDACI bir kitapta rastlanmıştır. Ağaç baskı. Batıda da ilk kez 14.yy başlarında dokuma üstüne uygulanmış, yüzyılın sonuna doğru kâğıdın üretilmesiyle 15.yy in başlarında Bavyera, Bohemya ve Avusturya’da oyun kartları, kitap resimleri ve dinsel resimler bu yöntemle basılmıştır. Kısa sürede Hollanda ve İtalya’da da yaygınlık kazanan teknik, izleyen yüzyıl içinde halı bir gelişme göstermiş ve İö.yy’da DÜRER, CRANACH ve HOLBEIN gibi sanatçıların yapıtlarıyla altın çağını yaşamıştır. 17.yy’da da yaygın kullanımı olan bu teknik 18.yy’da daha kolay bir yöntem olan enine kesilmiş ağaç baskının geliştirilmesiyle gözden düşmüştür. Ancak 20.yy başlarında GAU-GUIN. MUNCH ve VALLOTTON ağacın yüzey niteliklerini zorlayarak çeşitli yöntemler uygulamış ve üst düzeyde baskılar elde etmişlerdir. Daha sonraları Fransa’da DERAIN ve DUFY, Almanya’daysa Die BRÜCKE sanatçılanndan KIRCHNER’le Der BLAUE REITER’den MARC, Dışavurumcu nitelikte (DIŞAVURUMCULUK) güçlü özgün baskılar üretmişlerdir.
Şimşir, gürgen, meşe ve karaağaç gibi sert ağaçların kullanılabildiği enine kesme yöntemindeyse çizim blok üstüne tığ kalemle oyulur. Bu yöntemde de oyulan çizgilere mürekkep sürülmez. Ancak ağacın sertliğinden ve lifleri kesme zorunluluğu olmadığından çizgiler daha yumuşak, sürekli ve kesin, desenlerse daha karmaşık ve hacimseldir. Dolayısıyla bu yöntemle daha doğalcı ve özgün çizime uygun örnekler üretilebilmektedir. Enine kesilmiş agaç baskının en önemli ustası İngiliz metal oyma sanatçısı Thomas Bevvick’tir (1755–1828). Sanatçı, History of British Birds (1797, 1804; İngiliz Kuşlarının Tarihi) adlı kitapta bu teknikle birçok kuş resmi yapmış; şair ve sanatçı BLAKE de bu alanda özgün yapıtlar üretmiştir. 19.yy’da gelişen uzmanlaşma eğilimiyle işbölümü yapılmış; John Tenniel (1820–1914), Charles Samuel Keene (1823–91), Adolf Menzel (1815–1905) ve Gustave Dore (1832-83) gibi sanatçılar desenlerini agaç blok üstü- ne kurşunkalemle çizmiş, oyma ustaları da bu de¬senleri oymuşlardır. Bu dönemde birçok kitap, dergi hatta gazete bu yöntemle resimlenmiştir. 1870 öncesinde fotoğraf, ağaç blok yüzeyine basılırken, 1880’lerde mekanik yöntemle (FOTOGRAVÜR) daha ucuz ve kusursuz baskılar elde edilince ağaç baskı gözden düşmüştür. Amerikalı Timothy Cole (1852–1931) ünlü tablolardan ürettiği baskılarla bu tekniğin son önemli ustası sayılır. 1920’lerde ağaç baskının yeniden canlandığı görülür. Birçok sanatçı Bewick’in yöntemini inceleyip kendi özgün baskılannı ya da kitap resimlerini bu yolla basmaya başlamıştır.

 


Hangi Kursları Katılabilirsiniz
Gurur Tablolarımız İnceleyiniz
Kurs Saatini ve Fiyatlarını Görmek İçin Tıklayınız
Öğrenci Çalışmaları Görmek İçin Tıklayınız
Anadolu Sanat Marketi Görmek İçin Tıklayınız


VideoDerslerVideo Dersler İzle

KarakalemBoyamaKarakalemKuruBoyaKuruBoyaSuluBoyaDersleriSuluBoyaPastelBoyaPastelBoyaYagliBoyaYagliBoyaPerspektifCizimleriPerspektifDijitalBoyamalarDijital

Thumbnail image

İletişim Bilgileri:


0322 459 37 37
0532 165 2 000
0545 200 222 0
0505 296 21 96
Merkez: Çınarlı Mah. 61014 Sok. No: 4 Arzu Apt. Zemin Kat: 2 Seyhan / ADANA 0322 459 37 37
Atölye: Döşeme Mah.60025 Sok. No: 24 Seyhan / ADANA 0322 431 11 54


 

 

Tarihçesi

Thumbnail image

İletişim Bilgileri:
Anadolu Telefonlarımız
0322 459 37 37
0532 165 2 000
0545 200 222 0
0505 296 21 96
Merkez: Çınarlı Mah. 61014 Sok. No: 4 Arzu Apt. Zemin Kat: 2 Seyhan / ADANA Tel: 0322 459 37 37
Atölye: Döşeme Mah.60025 Sok. No: 24 Seyhan / ADANA Tel: 0322 431 11 54

ADANA
Akdeniz Bölgesi’nin doğusunda yer alan Adana’nın adı söylenceye göre Uranos’un oğlu Adonıs’ten gelmektedir. Hitit belgelerinde de bu yöreden “Adanİya Ülkesi” olarak söz edilmektedir. Adana yöresinin Antik Çağdaki adı olan KİLİK3A da, tarihçi Herodotos’a (MÖ 5.yy) göre FENİKE krah Agenor’un oğlu Kılık’ten kaynaklanmakladır,
Adana yöresinde bilinen en eski yerleşmeler Neolitik Çağa (PREHİSTORYA), MÖ 5500lere tarih-lenmektedir. MÖ 2.binyıhn birinci yansında, Orta Anadolu’daki Hititler daha buralara kadar yayılma-dan, yörede sırasıyla Luvi, Arzava ve Kizzuvatna krallıkları egemenlik sürmüştür. MÖ 1500lerden başlayarak Adana ve çevresi güneye, Suriye’ye doğru yayılan Hitit Devletinin eline geçmiştir. HİTİT dönemi, bütün Orta Anadolu yöresi gibi, Kilikia’yı da kültür bakımından etkileyen en önemli dönemlerden biri olmuştur. Küçük el sanatlarındaki örgelerden günlük yaşamı etkileyen geleneklere kadar pek çok özellik Hiütlcr’dcn günümüze değin süregelmiştir. MÖ 1200’lerd  İmparatorluğunun çökmesinden sonra Kılikıa da Kuclcr, daha sonra da MÖ 8.yy son tandan 7.yy ortalanna değin Asurlular egemen olmuştur ASUR Devleti’nin zayıflamasıyla yerel bir krallık kurulduysa da yasa-mı kısa sürmüştür. MÖ 7.yy sonlarında doğudan yayılmaya başlayan Pereler. Kiltkia’yı kendilerine bağlı bir satraplık haline getirmişler ve bu yönetim Makedonya kralı Büyük İskender’in ihd.MÖ 336-323) Pereleri bugünkü Dörtyol yakınındaki lssos’ta yenmesine (MÖ 333) değin sürmüştür. İskender’in ölümünden sonra, onun imparatorluğunun parçalanmasıyla kurulan krallıklardan Sclcvkoslar Kllikia’yı kendine bağlamış, MÖ 2 yy dan başlayarak yöreye el atan Romalılar sonunda MÖ 12’de burayı kendi imparatorluklarına katmışlardır. MS 395’te ROMA’nin ikiye ayrılmasıyla Kılikıa da Doğu Roma’nin (BİZANS) elinde kalmıştır. 7.yy’m ilk yansında Araplar buralara kadar uzanmışlar, bölge Bizans’tan Önce EMEVİ, sonra da ABBASİ egemenliğine geçmiştir. lO.yy ortalarında Bizanslılar Kllikia’yı geri aidılarsa da, bu kez  l.yy’da Ana-dolu’ya gelip yayılmaya başlayan Türkler bu yöreyi kendilerine bağlamışlardır. 11-yy sonunda, Haçlı Seferleriyle ANADOLU SELÇUKLU egemenliği sona ermiş; o günlerde Anadolu’da Bizans’ın da güçsüz bulunmasından yararlanan Ermeniler, Kilikia’ya uzanmışlar, ancak 14.yy’m ilk yansından başlayarak Kıl i kia’ya akınlar yapan Memlûklar onları yenerek önce vergiye bağlamış. 1353’te de Türkmen aşiretlerinden Ramazan oğullarının bütün Çukurova’nın yönetimiyle görevlendirmişlerdir. Türkmen aşiretleri, daha Türkler’in Anadolu’ya ya-yılmaya başladıktan 1 l.yy’da buralara gelip yerleşmiş ve yörenin Türkleşme sinde önemli rol oynamışlardır. 1515’te Ramazanogullan kendi istekleriyle OSMANLI Devleti’ne katılınca. Yavuz Sultan Selim de (hd. 1512-20) onları bölge yönetiminin basında bırakmıştır, 16.yy’dan başlayarak Halep’e bağlı bir sancak olarak yönetilen Adana, 1867de ayn bir vilayet yapılmıştır. I.Dünya Savaşından sonra 18 Aralık 1918de Adana”yı işgal eden Fransızlar, 20 Ekim 1921′ de yapılan Ankara Antlaşması’yla çekilmişler ve 5 Ocak Adana’nın kurtuluş günü kabul edilmiştir.
Tarihsel Yafalar:
Merkez İlçe: Adana kentinde, Seyhan Irmağı yakınında bulunan ve çevrenin en büyük höyüğü olan Tepebağ höyüğü Neolitik Çağdan kalma izler taşır. Burası Hitit döneminde de önemli bir merkez olmuştur. Seyhan Irmağı’m bu höyüğün yakınında aşan ve bugün de kullanılmakta olan Taşköprü bir Roma yapısıdır. Seyhan Köprüsü ya da Eski Köprü adlarıyla da tanınır. Tepebag höyüğünün yamacın-da. Abbasi halifelerinden Harun Reşidin (hd.786-809) ilkçağdan kalma bir kalenin yerine 8.yy’da yaptırdığı Adana /Caferi’ni, 19.yy’da Mısır valisi Mehmed Ali Paşa yıktırmıştır. Bu kaleden günümüze yalnızca bir kuleyle sur parçalan kalmıştır. Kentteki Türk dönemi yapıtları arasında, en eskisi Akça Mescit ya da Ağca Mescidi olmak üzere Küçük Mescit, Tuz Ham, bir Roma hamamının (HAMAM) kalımdan üstüne yapılmış Irmak/Yalı Hamamı, Ulu cami yalanında, kentin günümüze kalmış en eski konut
yapısı olan Vakıf Sarayı 15,yy’ dan; Cuma Fahb Mescidi, Selçuklu, MEMLUK ve Osmanlı mimarlık öğelerinin bir arada bulunduğu ve Hasan Ketbüda/Hasan Ağa Camin, Tarsuskapu Kemeraltt Camisi, kentin en büyük camisi olan IMucami ve Medresesi y\c hemen yanındaki Ramazanoğlu Türbesi, eski bir ERMENİ kilisesinden camiye çevrilen Yağ Camisi ya da Eski Cami ve Medresesi, Kapalıçarşt adıyla anılan Bedesten, bugün yalnız kapısı ayakta kalmış Gön Ham ve Çarşı Hamamı lö.yy’dan; Hasır Pazan Mescidi, Mestanzade Camisi ve Hamamı 17.yy’dan; Alemdar Mescidi, AH Dede Mescidi, Yeni Cami. adını kubbesini örten yeşil renkli kiremitlerden alan Yeşil Mescit ve Yeni Hamam 18.yy’dan  Mem’tş Paşa Camisi, Şeyh Zil/o Mescidi, Ziya Paşa Mezon, Hükümet Alanı’ ndaki Saat Kulesi (18821 ve Askeri Rüşdiye Mektebi (b.Kız Lis., 1862) 19.yy’dan kalma bellibaşlı yapılardır. Hükümet Konağı (1900). Bölge Ziraat Okulu (1911). I.Ulu-sal Mimarlık döneminin (CUMHURİYET DÖNEMİ. Mimarlık) başanlı örneklerinden sayılan Adana Can (1917), A.Hadi BARA’nın Atatürk heykeli (1935), dik eğimli, saçaksız çatısıyla dikkati çeken İsmet inönü Kız Enstitüsü (1936), Il.Ulusal Mimarlık dönemi ürünleri olan Adana Şehir Stadyumu (1932), Seyfi ARKAN’in Belediye Oteli (1939), Kemali SÖYLEMEZOGLU, R.Erhan ve O.Tolun’un yaptığı Belediye Sarayı (1944) ve Abıdin MORTAŞ, E.TuzOner ve M.Dogu’nun yaptığı “U” planlı Adalet Sarayı (1946), Adana’da 20.yy’ın önemli kamu yapılandır
Kentteki tek müze Adana Bölge Müzesi’dir. 1924te Alyanakzadc Halil Kamil Bey taralından Camalpaşa Cami’nin medresesinde (Taşköprü) açılan bu müze. Önce Kuru köprü “deki Rum kilisesine, 1970’te de bugünkü yapısına taşınmıştır. Çoğunlukla kazılardan çıkan yapıtların sergilendiği müzenin, değişik konularda 2280 cilt kitap ve 449 ciltlik Şer’i Mahkeme sicilleri koleksiyonunu içeren bir de kütüphanesi bulunmaktadır.
Adana’nın doğusunda, Ceyhan Irmağı kıyısında, bugünkü Yakapınar’da bulunan ve MİSİS adıyla ta-nınan Mopsuestıa yerleşmesinin tarihi Hititler c değin uzanır. Burada yapılan kazılarda ortaya çıka-rılan döşeme mozaiklerini oldukları yerde sergilemek için 1959’da bir Mozaik Müzesi kurulmuştur.
Bahçe ilçesi içindeki önemli mimarlık yapıtları; bir 15.yy Dulkadıroglu camisinin yerine 19yy’da yapılmış olan Ağcabey Camisi’ylc (minaresi eski camiden kalmadır) gene 19.yy’da yapılmış Ağcabey Kumberi’dir. İlçe sınırları içinde Hacılar köyündeki Gindaurus kenti yıkıntıları Hitit döneminden kalmadır. Bunun kuzeydoğusunda gene bir Hitit yapısı olan Semai Kalesinin kalıntıları vardır. Haruniye bucağı yakınında 8.yy ‘da Harun Reşid’in komutanlarından bilinin yaptırdığı Haruniye Kalesi’nin yıkıntılanyla Kurtlar köyünde ortaçağdan kalma Kurtlar Kalesi, Bahçe sınırlan içindeki öteki tarihsel yapıtlardır.
Ceyhan ilçesinde Abdülkadir Ağa Camisi adıyla da anılan ulu cami bir 19.yy yapısıdır. İlçenin güneydoğusuna düşen Sirkeli köyünde Hititler’den kalma Sirkeli höyüğü yer alır. Adana bölgesindekilerin en büyüklerinden biri olan bu höyüğün kuzey yamacındaki kayalarda bir Hitit kabartması yer almaktadır. HİYEROGLİF yazıta göre tören giysileri içinde betimlenmiş kralın adı Muvataıli’dir. Kurtkulagı köyü önemli tarihsel yapıtların bulunduğu bir yerdir. Köy yakınında. Asurlular’dan kalma Kazankaya Kalesi Roma dönemi kalıntılarını da içerir. Köyle aynı adı taşıyan cami ve Selçuklu KERVAN SARAY’lanna benzetilerek yapılmış kervansaray 17.yy yapılandır. Ceyhan ilçesinin batısında, halk arasında Şabmaran Kalesi adıyla da anılan Yılanlı Kale Bizans döneminden kalma, sağlam durumda bir yapıdır. Havraniye köyündeki Havraniye Kervansarayı eski bir Selçuklu kervansarayının yerine 17.yy’da, Durhasan köyündeki Dıırbasan Dede Türbesi de 18.yy’da yapılmıştır. Bu ilçedeki başka bir tarihsel yapı da Dumlu köyü yakınında, köyle aynı adı taşıyan kaledir.
Peke ilçesinin kuzeydoğusuna düsen Feke Kalesi 12.yy’dan kalma, Bizanslılar’ca mı, Selçuklular’ca mı yaptırıldığı kesinlikle bilinmeyen bir kaledir.
Kadirli ilçesi içindeki bellibaşlı tarihsel yapılar, bir Roma tapınağıyken önce Bizanslılar’ın kiliseye, 15.yy’da da Türkler’in camiye çevirdiği Ala Cami’yle, 19.yy’da yapılmış, bugün yıkık durumdaki Hamidiye Camisi’dir. İlçe içinde ve çevresinde kalıntılarına rastlanan, ancak araştırılmamış olan antik Flaviopolis kenti, MS 74’te İmparator Vespasinus (hd.69-79) tarafından kurulmuştur. Öte yandan ilçe sınırları içindeki en Önemli kalıntı. Aslantaş köyü yakınında, surlarla çevrili bir GEÇ HİTİT yerleşmesi olan KARATEPE’dir. Burada 1946’dan beri sürdürülen kazılarda önemli yapı kalıntıları ve değerli duvar kabartmaları ortaya çıkartıldığı gibi, Hitit hiyeroglif yazısının çözülmesini sağlayan bulgular da ele geçirilmiştir. Karatepe’de bugün bir de açık hava müzesi oluşturulmuştur. Karatepe Ulusal Parkı sınırlan içinde kalan Kum Kalesi, ortaçağda Haçlılar’ca yapılmış, günümüze sağlam olarak ulaşmıştır. Kadirlinin doğusuna düşen DOMUZ-TEPE, MÖ 11. yy’dan kalma bir Hitit kalesi, ilçenin kuzeydoğusundaki Cem Kalesiyse bir Roma yapısıdır. Karaisalı ilçesinin sınırlan içindeki Milvan Kalesi. Karakılıç köyü yakınında, yıkık durumda bir ortaçağ yapısıdır.
Karataş ilçesinin hemen batısında, deniz kıyısında yer alan Magarsos (Megarsus) kentinin bilinen tarihi MÖ 1000’lere değin uzanır. Asya seferine giderken Büyük İskender’in buradan geçtiği ve Atbena Tapmağı* nda kurbanlar kestirdiği söylenir. İlçedeki Karatoş Hanı lS.yy’da yapılmış bir Osmanlı menzil hanıdır (HAN).
Kozan’da 15.yy’da Memlûk etkileri taşıyan Hoş kadem  Comtri’yle hemen yanındaki 17,yy’dan kalma Arasta, ilçe içindeki önemli tarihsel yapılan oluşturur. İlçenin hemen batısındaki Kozan ya da Sis Kalesi Asurluİar’ca yapılmış. Roma döneminde de kullanılmıştır Kalenin eteklerinde Pelesek Manastın dinsel bakımdan Ermenilerce önem taşımaktadır. Hamam köy yakınındaki ortaçağdan kalma Bucak Kalesi ve Kaysen’ye giden eski kervan yolu üzerinde, hem Selçuklu hem de Osmanlı öğeleri taşıyan, bugün yıkık durumdaki Soluhan Kervansarayı Kozan ilçesindeki öteki mimarlık yapıtlarıdır. Ayrıca ilçenin 28km güneyinde Dılekkaya köyü yakınında da Asurluİar’ca kurulmuş ANAZARBUS kenti bulunmaktadır.
Osmaniye ilçesinde, Bahçe köyü yakınındaki Hieropolis yerleşme merkezinin kuruluşu Hititlere değin giderse de daha çok Roma dönemi kalıntıları ele geçmiştir. Kentin Bizans dönemindeki adı Kasta bala olduğundan kaynaklarda “Hieropolıs Kastabala” adıyla geçmektedir. Toprak kale bucağında, yığma bir tepe üstünde yer alan Toprakkale bir Hitit yerleşmesidir; Asur, Helenistik, Roma, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de kullanılmıştır. Osmaniye’nin kuzeybatısındaki Hemite köyünde, Ceyhan İrmağı kıyısında bulunan Hemite Kalesi hem Roma hem de Bizans dönemi kalıntılarım içerir. Burada bir de Hitit kaya kabartması vardır. Çardak köyü yakınındaki ortaçağdan kalma Frenk/Çardak Kalesi ve Kaypak (Serdar) bucağı yakınında, Kaypak Çayı kıyısında bugün oldukça sağlam durumdaki Savranda/Kaypak Kalesi, ilçedeki öteki kalelerdir. Pozantı ilçesi sınırlan içindeki Annosa Kalesi, Gölek Boğazı’nm girişinde bir ortaçağ yapısıdır. Gene Gülek Bogazı’yla Tekir Yaylası arasında yer alan

 


Hangi Kursları Katılabilirsiniz
Gurur Tablolarımız İnceleyiniz
Kurs Saatini ve Fiyatlarını Görmek İçin Tıklayınız
Öğrenci Çalışmaları Görmek İçin Tıklayınız
Anadolu Sanat Marketi Görmek İçin Tıklayınız


VideoDerslerVideo Dersler İzle

KarakalemBoyamaKarakalemKuruBoyaKuruBoyaSuluBoyaDersleriSuluBoyaPastelBoyaPastelBoyaYagliBoyaYagliBoyaPerspektifCizimleriPerspektifDijitalBoyamalarDijital

Thumbnail image

İletişim Bilgileri:


0322 459 37 37
0532 165 2 000
0545 200 222 0
0505 296 21 96
Merkez: Çınarlı Mah. 61014 Sok. No: 4 Arzu Apt. Zemin Kat: 2 Seyhan / ADANA 0322 459 37 37
Atölye: Döşeme Mah.60025 Sok. No: 24 Seyhan / ADANA 0322 431 11 54